Eğer bu kitap sadece 1-29.ayetler değil de Kur'an-ı Kerim'in tamamını kapsasaydı elimden bırakmadan okurdum. Değerli âlim Nouman Ali Khan'ın ilk kitabı olan "Dirilt Kalbini"'yi de ilk çıktığı dönem okumuş ve cok etkilenmiştim. Tekrar okuyacaklarim listelerinde hep ilk sıralarda oldu. Daha önce hic düşünmediğimiz taraflardan öyle misallerle kalbe dokunuyor ki etkilenmemek, ders almamak, istifade edememek mümkün değil biiznillah. Sohbetlerini de elden geldikçe dinlemeye calışan biri olarak bu kitabı çeviren Elif Gül de dahil olmak üzere sohbetlerini Türkçeye çevirip bizlerin de istifadesini mümkün kılan herkesten Allah sonsuz kez razı olsun... Okunmalı, okunmalı, kesinlikle okunmalı. Rabbim öğrendiklerimi hayatima gecirebilmeyi nasip etsin.
İlim kendisiyle birlikte tevazuyu ve alçakgönüllülüğü getiren bir araç olmalı.
Şeyh Veliyullah ed-Dehebi ilim sahibi olan birinin örneğini verirken
‘Bir ağaç meyve verdiği zaman dalları aşağı iner’ demişti.
Burada kastedilen şu; çok ilme sahip olmak meyve vermeye benziyor. Dallar da dolayısıyla aşağı eğiliyor. Daha fazla ilme sahip oldukça, siz de daha çok tevazu sahibi olmalısınız. İlim size tevazu kazandırmalı.
Bu ilmin reddi ise sizi doğal olarak kibre yönlendirecektir. Kendinizi Allah’ın karşısında alçaltıyorsunuz, Allah ise sizi derece olarak yükseltiyor. Ama eğer kendi mevkiinizi artırmaya ve kibirli olmaya çalışırsanız Allah sizi alçaltıyor. Bu, ilim ve kibir arasındaki güçlü ve derin bir hakikat.
İlim kendisiyle birlikte tevazuyu ve alçakgönüllülüğü getiren bir araç olmalı.
Şeyh Veliyullah ed-Dehebi ilim sahibi olan birinin örneğini verirken
‘Bir ağaç meyve verdiği zaman dalları aşağı iner’ demişti.
Burada kastedilen şu; çok ilme sahip olmak meyve vermeye benziyor. Dallar da dolayısıyla aşağı eğiliyor. Daha fazla ilme sahip oldukça, siz de daha çok tevazu sahibi olmalısınız. İlim size tevazu kazandırmalı.
Bu ilmin reddi ise sizi doğal olarak kibre yönlendirecektir. Kendinizi Allah’ın karşısında alçaltıyorsunuz, Allah ise sizi derece olarak yükseltiyor. Ama eğer kendi mevkiinizi artırmaya ve kibirli olmaya çalışırsanız Allah sizi alçaltıyor. Bu, ilim ve kibir arasındaki güçlü ve derin bir hakikat.
Peyami Safa denilince birçoğumuzun aklına ortaokul ve lise yıllarında okuduğumuz “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” gelir. Bir de dizi filmi çevrilen “Fatih Harbiye” adlı romanı. Onun “Matmazel Noraliya'nın Koltuğu" ve “Yalnızız” gibi dünya klasikleri arasında yer alabilecek eserleri ise maalesef daha az tanınıyor. Ben onun adının, bu eserlerindeki psikolojik tahlilleri ve ruhsal çözümlemeleriyle Stefan Zweig ve Dostoyevski gibi büyük ustalarla birlikte anılması gereken isimlerden biri olduğunu düşünüyorum.
• • •
Bu duyguyu “Yalnızız”ı okurken bir kez daha tüm boyutlarıyla yaşadığımı söylemeliyim. Gerçekten de Stefan Zweig, nasıl “Sabırsız Yürek”te teğmen Hofmiller’in hikâyesi üzerinden “acımak” duygusunun resmini çekiyorsa, o da Samim ve Meral’in hikâyesi üzerinden “yalnızlık” duygusunun resmini çekiyor. Dostoyevski, nasıl “Karamazov Kardeşler”de bir baba ve oğullarının hikâyesi üzerinden insanın varoluşu, din, ahlâk, inanç, ateizm, nihilizm, hedenoizm gibi birçok konuyu sorguluyorsa, o da Samim, Besim, Feriha ve Meral gibi karakterleri üzerinden benzer sorgulamaları yapıyor. Özellikle farklı huy, mizaç ve kişiliğe sahip karekterlerin hikâyeleri üzerinden doğu-batı, madde-mana, ruh-beden, aşk-nefret, idealizm ve materyalizm gibi konuları sorgulayarak toplumun yaşadığı buhranı anlamaya çalışıyor.
• • •
Peyami Safa, yalnızca yaşananları sorgulamakla kalmıyor, Thomas More’un “Utopia”sında olduğu gibi Samim’in kaleme aldığı “Simeranya”sıyla o dönem insanı ve toplumunun içine düştüğü ruhsal bunalımdan çıkabilmesi için eğitimden sağlığa kadar yaşamın tüm alanlarını kapsayacak bir reçete sunuyor. O, bu reçetesinde insanın yalnızca para, mal, mülk gibi maddi şeylerle mutlu olamayacağını, aynı zamanda yaşamın anlamını keşfedip ruhunu manevi değerlerle doyurduğunda huzura kavuşabileceğini dile getiriyor.