Dış tehditlerden korunaklı dünyalar yaratmak isteyen kimi kişiler, fazla ileri gidip dış dünyaya karşı abartılı yüksek duvarlar örerler. Yeni insanlara, yeni yerlere, farklı yaşantılara karşı yükselen bu duvarlar onların iç dünyasını da yoksullaştırır. İşte acılaşmak burada devreye girer.
Modern akıl, Tanrı’yı hesaplanabilir bir obje haline dönüştürme çabası içinde.
İnsan, kendi aklına tapınmaya başladığından bu yana, çevresinde olup biten her şeyi matematiksel bir çemberin dikenli tellerle çevrili alanına hapsetmenin uğraşısı içine girdi.
İstiyor ki her şey hesaplanabilir, ölçülebilir, gözlemlenebilir hale gelsin. İstiyor ki her şey kendi aklının yarıçapı kadar bir alanda kalsın.
Modern hayat, modern akıl, bir türlü insanın kalbinden silemediği “inanmak” duygusunu, matematiksel bir problem haline dönüştürüp, bilimsel teoriler yığınının içindeki sıradan yerine fırlatmayı hesaplıyor.