“Zeki olmak, sivil kıyafetler giymek, boynunuzda devasa bir yaka ya da kafanızda modern bir şapka takmak demek değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halkınız sizi iyi bir eğitimden sonra iyi bir maaş alın, akşamları kafelerde iskambil kağıtları ve domino taşlarının başına oturun diye yetiştirmedi. Bu durumda aydın değil, aydın çamurusunuz. İnsanların zihninin, iradesinin, enerjisinin, insanların vicdanlarının alarmı olmalısınız. Halkı uyandırın. Köylülere, işçilere, şehirli alt tabakalara nasıl daha iyi yaşayacaklarını, nasıl daha iyi bir yaşamın kurucuları olabileceklerini öğretin.
12
“Durmam,” diye bağırdı, “insanlara söz ettirmem. Olmaz. Bir yerlerde bir şeyler kalmıştır. Durmam, vardır. Parlıyordur. Biz onu bulamıyorsak gücümüz yoktur. O parlak ışığı göremiyorsak, gözümüz içimizin karanlığındandır.”
Boka akıllı bir çocuktu, ama insanların birbirinden farklı olduğunu , bu farklılıkların nedenlerini kavramak için acı çekmemiz gerektiğini öğrenmemişti.
Benlik zannı zihindir, sürekli konuşur susmaz. Dinlenmemize izin vermez. Hiçlik bilinciyse tevekküldür. Elinden geleni yaptıktan sonra, akışa uyum sağlamaktır.