Tozlu bir tavan arasında anneannenden kalma “hayırlısıysa olur”, “kısmetse”leri çıkarıp, ömrünün çürüklerini yeşertip dik durmaya çalışıyorsun. Zaten çürükler de önce yeşeriyor, sonra sararıyor, sonra geçiyor. Allah’a havaleler birikiyor. Sonra seni daraltanı, yolda bırakanı, densizi, arsızı, sevgisizi, cahili, büyümüş de küçülmüşü, her şeyi çok bildiğini sananı unutuyorsun.