Sibel Karagöz

KUM TANESİ çelimsiz di kimsesizliğim unutturuyor du yokluğun varlığa çelme takışını çokça yağmur döker gibi yağıyordun her yağışında kimsesizliğimin ceplerinden dünyayı boşaltıyordun dizlerime bıraktığın yerden kırılıyordum küçülüyor küçülüyor açtığın kapıların önünde kum tanesi kalıyor kapının rengine gökkuşağının terkisine sahramı seriyor dünyanın seyrine dalıyorum kapılar anıları anılar yaraları peşinden sürüklüyor kimsesizliğim devleşiyor büyüyor büyüyor ben sesimi yutuyorum göz yaşlarım düşüyor düştüğü yerden ayaklanıp kaçıyor onlar bile kimsesizliğimin karşısında duramıyor
Şiir
Reklam
SESİNİ GÖZÜNDEN ÖPERİM bir bakışı var buzulların eline çiçeği veren bir kirpik düşürüşü var güzün içinde baharı yedi renk iç’ime doğuran bir gülümseyişi var kelebekleri mideme salan bir sesi var cennetin kapısını açan bir cümlesi var canıma can veren her duyduğumda ayaklarıma kanat takar melek gibi süzülürüm sesini solur gözlerinin ferinden öperim tanımak derim tanımak güzün iç’inde baharı sesinden tanımak arıkların papatyalarını güneşe çevirmek sesini gözünden öpmek tanımak... Sibel Karagöz
Şiir
KADIN ÇOCUK benim senin onun biz kadınların kimi var ki çınarsız bir ormanın gölgesiz selvisi babasız bir çoçuğu büyümeyen kadın çocuk ne istedi ki kadın bir çınarı olsun der gölgesinde selvidir yüreğinde küçük bir kız çocuğu olur düşleri gülüşlerinden büyük büyümeyen selvidir çınarsız bebek süklüm püklüm düşer yolu arşınlamakla bitmezdi ekmeğin derdi ocağın ateşi sarardı tüm bedenini yokluğun yangınına bir kibrit çakar eteğinden yüreğine tencereye koyar hüznü ile göz yaşı kaynar katığı acı , frenk acısı akşam sabah tayını
Şiir
SILASI OLMAYAN GURBET bazen gün döner gündüzü geceye uğurlar geceyi gündüzün ellerine verir öyle bakakalır elleri boş yüreği kilometrelik sılalarda gidecek kapı kapınında çalacağı zili yok koskocaman evrende bir nokta , sevdasına kırık bir nokta öyle incinmiş ki dokunsan inci’ler dökecek öyle törpülenmiş ki ruhu revan ne cümle başı sesli bir harf ne cümle sonu ağır bir yük’lem ne nokta ne virgül ne soru işareti ruhu gibi kırık bir nokta bilinmezliğe vurdumduymazlığa adam sendecilere belirsiz tümleç sılası olmayan gurbet ha var ha yok kırıktan bir nokta Sibel Karagöz
Şiir
AHLAR ARASI bir huzursuzluk dolandı düşlerime gülüşlerime çarşafım ağlıyor yastığım taş duvar yorganım diken sürgün vermiş her yanım kesik ahlar arasında uyandım su hayat dedim çarptım çarptım tokat gibi sonra kaldırdım kafamı yabancı bir kadın asmış suratı bön bön bakıyor baktım belki tanırım diye içimin sesleri konuştu tanımakta güçlük çektiğin sensin sen öldürüyorsun kendini azar azar bir daha baktım doğru söylüyorsun diyemedim... Sibel Karagöz
Şiir
Reklam