Sibel Karagöz

ŞAPKA mavinin çarşafı serilsin yüreğim yüreğine gözüm gözüne değsin dokunsun telime mitolojik sevdalı harpten çıkmış arp çalsın yürek telini notalar da açsın peçelerini raksa dursun aşka gelsin zamanı durdurarak herkes her şey tek tek silinsin metrajı kopuk filmden bulutlar öfkesini toplayıp mavinin çarşafını sersinler ayak uçlarımdan saçımın teline kadar güneşi doğurmaya gidelim elin ayağın zil çala çala bu sabahta horozları biz uyandıralım Yumurtaları tokuşturarak peynirle domatese aşk yaşatalım çayıma en çok senin gözlerinin karasından yüreğimin yarasından koyuyorum İçtikçe demleniyorum bedenim dile geliyor konuşuyor yüreğe şapka çıkartmak kalıyor
Şiir
Reklam
GELMİŞİNE GEÇMİŞİNE GÜLÜMSER GİBİ Gecenin suçu derdim Değilmiş Suç bende Değmeyen kederlerim var Her gece allayıp pullayıp İçimde kundağa sarıp Büyüttüğüm Ağlayan Açıktım diyen Bebeklerim var Ben büyüttükçe gece yetmedi Güne de sarktı Mutsuzluğu Pişmanlığı Suskunluğu Baktım olmuyor Deş dedim Kıyamadığın yere göğe Sığdıramadığın Bebekten sevdamı Kundağını pılısını pırtısını En çok da bana bakarmış Gibi çekmecelerce karesini Dök dedim Yatağımın üzerine boşalttım Yirmi sene Dök dök bitmedi İlk zıbını
Şiir
SOL’UĞU KIRIK YARIM BİR ŞAİR sıfırı tüketmiş eksilerde kulaç atıyordum dedin ki hayat devam ediyor kendi şiirine mısra ol dize dize yaşa benim yazacak harfim tükendi sol’uğum kesildi harfsiz bir notanın sol anahtarıydım kırdılar bir eskici tezgahına attılar basmıyor ses çıkmıyor nasıl kırdılarsa içim göl ben yüzme bilmem kendi gölümde suya muhtaç yanıyorum közsüz ateşsiz söz bitti sevda bitti şiirim küstü kala kala sol’uğu kırık yarım bir şair kaldı şimdi hangi şiirin dizesi hangi türkünün nakaratı olayım plak çizildi aynı yerde dönüp dolaşıp duruyor
Şiir
EKMEK KIRIK’LARI keşke heybemde şekerden toz pembe hayallerim olsa sarıdan ayrılık çiçeği açmasam hasret ekmek kırık’ları gibi dökülmese ardım sıra Sibel Karagöz
Şiir
belki ilk defa ayakkabı boyacısı çocuk boyalı elleriyle kaldırım köşesinden bakmadı tornada çalışan çocuk yağlı ayaklarıyla oto tamirhanesinde koşmadı babası olmayan çocuk akan burnunu koluna silmeden mendil alın demedi belki ilk defa coşkuyla kutlanmıyor belki ilk defa tüm çocuklar balkonları beden işçisi olmadan emeğin kamburu çıkmadan elleri kırılmadan çocukça bayrak sallayarak kutluyor belki ilk defa bayram tüm çocukların belki ilk defa bayram Atatürk’ün gözlerinde Atatürk’ün ruhunda Atatürk’ün adaletinde yirmi üç nisan çocukça adilce eşitçe kutlanacak kutlu olsun yirmi üç nisan Sibel Karagöz
Reklam