Şeyma

Şeyma
@Symee
128 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
"Altıncı gereksinim kendini gerçekleştirme'dir. Kendini gerçekleştirme, mutluluğa götürür ve aile bir mutluluk ortamı olmalıdır. Şimdiye kadar sayageldiğimiz gereksinmeler karşılandığı takdirde, aile ortamı başka hiçbir ortamda bulunamayacak mutluluk olanakları sağlar. Bir babanın ya da annenin çocuklarıyla gurur duyması, onların iyi ve sağlıklı insanlar olarak topluma katıldıklarını görmesi, büyük mutluluk kaynağıdır. Çocuklar anne ve babalarını dünyanın en önemli ve kudretli insanları olarak görürler. Çocukların, anne ve babaları tarafından kabul edilip, sevilip desteklenmesi, başka hiçbir kimsenin yapamayacağı kadar, onları mutlu ve yaşamlarından doyumlu kılar."
Reklam
"Mutlu yetişen insanlar, olayların çoğunda mutlu olunacak bir yön bulurlar. Mutsuz yetişen insanlar ise, olayların çoğunda mutsuz olunacak bir yön bulurlar. Onları mutlu edecek olayların sayısı yok denecek kadar azdır."
"Önemli olan, çocuğun kendi gücünün sınırlarını gerçekçi olarak öğrenmesi," diye söze başladı ve devam etti: "Eğer çocuk ağır bir paketi kaldıramıyorsa önce ona gücünün yetmediğini anlamalı. Daha sonra çocuk belki paketi açarak içindekileri teker teker taşımayı deneyebilir. Gücünün yetmediği kişilerden çekinmeyi öğrenir ya da daha iyi dövüşmesini öğrenir. Önemli olan, çocuğu yaşama güçlü olarak hazırlanmaktır." Bir süre sustuktan sonra, "Bu tutumuyla anababa çocuğa gerçekten değer verdiğini ve onun başarılı olmasını içtenlikle istediğini belirtmiş olur," dedi. Düşündüm; anababasından bu mesajı alan çocuğun kendini güçlü ve yaşama hazır hissetmesi kaçınılmazdı.
"Çocuk emeklerken bile böyle ortamlar yaratılabilir. Örneğin, emekleme aşamasındaki çocuk kendi başına bir sandalyeye çıkmaya çalışıyor olabilir. Böyle bir durumda anababa çocuğa yardım etmez. Bırakır, çocuk düşe kalka, deneye yanıla o sandalyeye çıkmasını kendi başına öğrenir." "Birçok anababa, 'Ya çocuk düşer bir yerini incitirse,' diye korkar," dedim. "Evet, birçok anababa korkar," dedi ve devam etti: "Çocuk için önemli bir tehlike söz konusu ise, örneğin sandalyenin çevresinde kırılmış cam, bıçak ya da taş gibi sert nesneler varsa kaldirilir ya da sandalye daha emniyetli başka bir yere taşınır. Yani çocuk düştüğü zaman ona zarar vermeyecek bir ortam olmasına dikkat edilir."
Recep enişte ve Hatice teyzem, Erol'u ve Ayla'yı böylesine bilinçli bir mücadele ortamına sokan bir tutum içinde değillerdi. İçinde bulundukları mücadele onların gücünü yitirten, güvensizlik aşılayan türden bir mücadeleydi. Düşündüklerimi paylaşınca Yakup Bey, "Aradaki farkı iyi anlamışsınız," dedi. "Burada sözünü ettiğim mücadele, çocukların eğitimi için bilinçli olarak oluşturulan ortamları kapsıyor. Çocuğun üstesinden gelemeyeceği, anlayamayacağı, altında ezileceği türden sağlıksız ortamları değil."
Reklam