Bu benim aile anlayışımdan beklediğimden farklı bir şeydi. O güne kadar benim anlayışım içinde aile,
'çocuğuna zorluk çıkarmayan', 'sürekli yardımcı olan', 'çocuğun yaşamını kolaylaştıran' bir kurumdu. Şimdi ise Yakup Bey, 'Aile çocuğa zorluk çıkarmalı ve onun mücadele etmesini sağlamalıdır,' diyordu.
Kafamdan geçenleri okumuşcasına Yakup Bey ilk söylediğini pekiştirdi: "Karşılaştığı her zorlukta çocuğuna
yardım eden anababa, sürekli başkalarından yardım bekleyen, kendi beceri ve yeteneklerine güvenemeyen
bir insan yetiştirir."
"Çocuklarını bağımlı yetiştirmek istiyorlar onlar Yakup Bey," dedim. "Çocuklar sorumlu yetişirlerse daha
bağımsız olurlar diye korktuklarım dahi düşünüyorum."
Yakup Bey, "Haklı olabilirsiniz," dedi. "Yetişkin çocuğun, bağımsız ve sorumlu insana tahammülü yoktur.
'Zorluklarla mücadele ederek, onların üstesinden gelmeyi öğrenme' kavramı bana ilginç gelmişti. Doğru
anladığımdan emin olmak için, "Yani, çocuğuna kolay bir yaşam veren anababanm pek makbul olmadığını mı
söylüyorsunuz?" diye sordum.
Yakup Bey, "Çocuğa her şey hazır verilmemelidir," dedi ve konuşmasına devam etti: "Sorumluluk duygusuyla
ilgili olarak söylenenler, çocukların zorluklarla mücadele etmesinde de geçerlidir. Çocuğu, içinde bulunduğu
gelişme aşamasına uygun zorluk derecesindeki sorunlarla baş başa bırakmak, onun bu zor sorunlarla
mücadele ederek uğraşmasına olanak vermek, kendine güvenli, sorun çözme becerileri gelişmiş bir birey
olarak yetişebilmesi için gereklidir."
"Çocuklara kendi yaşamlarından kendilerinin sorumlu olmasını öğretmek," dedi Yakup Bey, "anne ve babanın
yapabileceği en sağlıklı ve önemli görevlerden biridir."
"Sorumluluk duygusu. Aile sistemi içinde temel birim olan anne ve baba, davranış ve sözleriyle
'sorumluluk duygusu'nu ya yaşatır ya da yaşatmaz. Aile içinde yalnız anne ve baba değil, herkes sorumluluk
duygusunu paylaşıp yaşatmak durumundadır. Çocuklar, kendi yaşlan oranında sorumluluk yüklenebilir,
sorumluluk duygusu içinde davranışlarını biçimlendirebilirler."