Haftalık bir kaç pen yada centle geçinen insanların olduğu, sokaklarda yaşayıp kuytu köşe bulduğu için şanslı olduğunu sanan insanlar, diğer yandan bir çok kişi ile bir oda adı verilen 3 5 metrekarelik duvarlar arasında yaşayan insanların sokaktakilerden daha şanslı olduğu, kazandıkları centlerin temel yaşam malzemelerine bile yetmediği, sadece çalışıp uğraşırken sonrasında hastalıklarla genç yaşta ölen insanların olduğu ve bunların tümü dünyanın "Güneş Batmayan ülke" lakaplı İngiltere'nin başkentinin doğu yakasında gerçekleşirken romandan çok Londra için yazılmış bir sosyoloji el kitabı desek yanlış olmaz.
Duydukları karşısında kayıtsız kalmayıp, kılık değiştirerek doğu yakasına giden London, olanlar karşısında şok olur. Onlarla aç kalıp, yenileyecek yiyecekleri yiyen, aö karnını doyurmak için türlü iş arayan, bazende gördüğü manzaralardan dolayı dayamayıp kıyafetlerine sakladığı centlerle orada bulunan insanlara kahve ve kahvaltı ısmarlayarak daha da detaylı öğrenip kitabına aktaran yazarımız, ülkede olağanüstü ses getirmiş. Herkes bu yaşanılanları yazarın aklından geçirdiği bir tasarlama olduğunu düşünürken, Büyük Britanya' da zor şartlarda yaşayan insanların varlığına ilgi duyulmuştur.
Not: Romandan çok araştırmacı bir toplumsal anlatım olan kitapta birçok cinayet, dava, zamanın adaletsizliği, insanların çırpınışlarını da aktarır ayrıca.
Keyifli okumalar
#alıntı
"Efendim!,
Gücü yüksekliği ve otoriteyi temsil eden bir kelime, altta olan adamın üsttekinin işlerini biraz kolaylaştırmak ve yükünü hafifletmek için söylediği bir söz ; diğer bir deyişle dilencilik... "