Tamara

Tamara
Sizin ahlakınız benim ahlakım değildir. Vicdanınız da benim vicdanım değildir… Camus. O zaman ne istiyorum? Kendime soruyorum. Cevap hiç değişmiyor. Hiç. Zaten ben de olan o…Hiç. *İmeros: Aşk, tutku istek. “Compos sui”
Kitaplar ve Ölüm Korkusu. Kitaplar, bizden önce birinin dünyaya bıraktığı iç sestir. Bir insanın hayatı, düşü, acısı ve bakışı sayfalara siner. Biz okurken yalnız onun hikâyesini değil, kendi içimizde yankılanan yerini de okuruz. Belki de bu yüzden bazı kitaplar bizi iyileştirmez önce; hasta eder. İçimizde bastırdığımız bir şeyi uyandırır, karanlık bir odanın kapısını açar, bizi kendimize yakalar. Freud, insanın kendine anlattığı hikâyeye hemen inanmazdı. “Ben buyum” dediğimiz yerde bile, içimizde daha eski bir çocuk, daha eski bir korku, daha eski bir arzu konuşur. Kitaplar da biraz bunu yapar: bizi kendi bilinçdışımızın önüne bırakır. Bir karaktere kızarken kendimize kızdığımızı, bir cümleye ağlarken aslında kendi kaybımıza ağladığımızı sonradan anlarız. Dostoyevski insan ruhunun kuyusuna iner. Orada suç, merhamet, Tanrı, günah, aşk, utanç ve delilik birbirine karışır. Onu okurken insan yalnız roman okumaz; kendi içindeki mahkemeye çıkar. Camus ise başka bir yerden bakar. Dünyanın kayıtsızlığını gösterir bize. Ölümü, güneşi, denizi, bedeni, anlamsızlığı… Ama tuhaf biçimde hayatı da geri verir. Çünkü ölüm varsa, yaşamak daha çıplak, daha gerçek olur. Kafka insanı kendi korkusunun koridorlarında gezdirir. Bazen insan ölüm korkusuna salınmış bir köpek gibi hisseder onunla; nereye koşacağını bilmez, tasması görünmez bir elde, dili dışarıda, kalbi panik içinde. Coetzee daha sessizdir; bağırmaz, insanın içini usulca oyar. Bukowski ise bütün süsleri söker atar. Hayat boktandır der gibi durur ama bir bardak içkinin, bir sigaranın, bir yatağın, bir kadının saçının, bir sabahın içinden yine de yaşama benzeyen bir şey çıkarır. Kitaplar bazen ölüm korkusunu büyütür, bazen onu geçilmesi gereken bir deniz gibi önümüze koyar. Kıyıda dururuz; su soğuktur, derindir, karanlıktır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Annem hep geç kalırdı zaten.
Sayfa 68·Kitabı okudu
İnançlarımla alay edebilir, felsefemi yargılayabilirdi, umursamazdım. Ama kimse İngilizcemle alay edemezdi.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Senin neye inanıp inanmadığın beni ilgilendirmiyor. Bir bakirenin doğum yapabileceğine ve dirilişe inanan biri bütün inançlarından kuşku duyulması gereken ahmağın tekidir.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Tanrıya şükür! Tanrıya şükür!” “Tanrının bu işle ne ilgisi var? Kendim buldum bu işi. Ateistim ben. Tanrı hipotezini reddediyorum.
Sayfa 67·Kitabı okudu