Amerikan Gotik Edebiyat ustası Edgar Allen Poe nun bütün öykülerini zevkle okumuş biri olarak, bu huysuz, sivri dilli, aynı zamanda da döneminin en acımasız edebiyat eleştirmeni olan Ambrose Bierce i okumak, Poe ile kıyaslanacak bir okuma eylemi olmasa da bu alanda oldukça iyi sayılabilecek hikaye kurgularina imza attığını söylememize yeter malzeme sunmakta. Karamsar, karanlık, hayaletler, ölmüş adam ve kadınlar, halüsinasyonlar, çoklu kişilikler, olmamiş gibi görünen gerçek olaylar, gerçek gibi duyumsanan hayaller. Rüya ve gerçeğin örümcek ağından sınırlarında sinir bozucu gezintiler. Mezarlıklar, hayaletler, akılalmaz ilişkiler, kasvetli ve ilginç gerçeküstü diyaloglarla süslü hikayeler. Hikayelerine giriş ve bitiriş şeklini, kesinlikle Çehov un tarzıyla benzeştirdim. Çehov oldukça sade ve sıradan bir anlatımla gündelik hayattan portreler sunup sonucunu ve yorumunu okura bırakıyor. Bierce de aynısını yapıyor. Hikayeler herhangi bir noktadan en ilginç ve alakasız bir ayrıntıyla başlayıp, olayların örgüsü tam kıvamına geldiğinde birdenbire öylece bitiveriyor. "Sen tamamla yada yorumunu sen yap" diyor adeta.
Bu tarzı sanırım seviyorum.Çehov ve Gogol ü de, (ayrı bir ekolde yazmış olsa da) Poe yu da sanırım bu sebeple seviyorum. Betimlemeler insanı sarsıyor.
Şiddetle olmasa da, bu tarzı sevenlere öneririm.