Ordu, zorla dikta ile kurulmuş. Mektep, zorla dikta ile açılmış. Hekim, üfürükçünün yerine zorla dikta ile geçmiş. … Eğer Üçüncü Selim veya İkinci Mahmud, "Her şeyin çaresi demokrasidir." diye imişler, ne olurmuşuz, meydanda!
Fakat onun yerine ikinci bir ocak, bir fesat ocağı, medrese geçmiş. "Tıbbiye açalım," demişler. "Hayır," demiş. Zorla, dikta ile, saray kuvveti ile açılabilmiş. Darülfünun 'a sıra gelmiş. Medrese bir derste bir profesörün bir sözünü bahane ederek, "Bu da gavur işi," hükmünü vermiş. Bir müddet kapatmışlar. Sonra yine açabilmişler ama bu müspet bilgiler kaynağını bir yan medrese olmaktan uzaklaştıramamışlar, medresenin manevi otoritesi altına koymuşlar. Sanayi-i Nefise Mektebi kurmaya kalkmışlar, irtica, "Resim haramdır," diyecek. Heykeli zati hiç düşünmemişler. Bir tedbir hatırlarına gelmiş. "Mektebi, Nafıa Nezareti 'ne bağlarız, adı da sanayi olduğuna göre irtica bunu endüstri ile karıştırır, belki böylece kaçırırız," demişler. Öyle de yapmışlar.
Bakmışlar batıyoruz, "Kurtulmanın yolu Avrupa usulü ordu yapmaktır." demişler. Nizam-ı Cedid ordusunu kurmuşlar. İrtica, "Hayır, bu nizam gavur işidir. Bir Müslüman, harpte on kafire bedel olup Frenk taklidi yüzünden mazallah bu üstünlük elden gider," demiş. Yeniçerileri kışkırtmışlar: "Biz yeni talim
istemeyiz," diye ayaklandırmışlar. Yeni ordu dağılıp gitmiş.
Biz de "bedmest-i laf ü güzaf'a”* milliyetimizin ve medeniyetimizin
meselelerini bir tarafa bırakmışız. Birkaç enstitü değil, üniversiteler yıkılsa duymayacağız.
Sayfa 73 - * Boş lafın, anlamsız, gereksiz sözün sarhoşluğu.·Kitabı okudu
Kovduğumuz alimlerin yerin yedinci katında Bolşevik madeni bulduklarını da belki söyleyenler olmuştur. Çünkü şimdi bir şeyi yıkmak istediniz mi, yapıştıracağınız damga softa söyleyişiyle "lüküs" bir, "Bolşevik" iki . . .