Yabancı tüccarlar ve tebaalar kendi konsoloslarının uygulayacağı kendi devletlerinin kanunlarının hükmü altında sayılacaklardı. Bu muafiyet, Osmanlı devletinin kendi toprakları üstündeki egemenliğini kısıtlayan bir şeydir. Adeta hükümet içinde hükümetçikler kuruluyor.
Osmanlılar zamanında İslâm hukukunun en önemli medenî kanun kitabı sayılan «denizler kavuşağı» adlı ve herkesçe «Mülteka» diye bilinen kanun kitabında şöyle bir madde var: «Bir müstemin (yani hıristiyan ecnebi) İslâm toprağında oturabilir. Oturduğu sürece vergiden muaftır. Ancak bir yıldan fazla oturursa zimmî sayılır (yani İslâm ülke sine yerleşmiş hıristiyan). O zaman zimmîye borç olan vergiye tâbi olur.» Kapitülasyonlarda ise, yabancı tüccarlar ister geçici, ister daimî oturan olsun, vergiden muaftılar.
Osmanlı devlet adamlarının bu anlaşmaları İslâm hukukuna göre bile yapılmış değildi. Bu imtiyazlarda, bu hukuka aykırı maddeler bulunması bunu gösterir.