Doru Yörü

Osmanlı devlet adamlarının dalgaya geldikleri (yoksa acaba biliyorlar mı idi?) nokta artık tüccarlara değil, yabancı devletlere imtiyaz verdikleri, yani eskiden özel ticaret hukuku konusu olan bir işi milletlerarası özel ve tüzel hukuk plânına sokmuş olmaları noktasıdır.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Osmanlı kendine tanınan kapitülasyonu Yahudiler için kullanmış!
İki olay dolayısıyla, Kanunî Süleyman zamanında Osmanlı devletinin kendi himayesinde bulunan (ve Portekiz’den kaçıp İstanbul’a gelen) yahudi kadın tüccar ve banker Dona Gracia Nasi ve onun yeğeni ve damadı Yusuf Nasi’nin ticaret çıkarları için müdahalede bulunmuştur. Birincisinde o zamanın Yahudi aleyhtarı Papası Ankona şehrindeki dönmelikten dönme yani hıristiyanlıktan tekrar Yahudiliğe dönen Portekiz Marranolarına karşı açtığı bir savaşta bu Papa o şehirdeki ticaret ajanlarının mallarını müsadere edip kendilerini hapse atmış. Padişah Papaya yazdığı nazikâne bir mektupla bu tüccarların hâzinesine borcu olduğunu ve Papa’nın bu hareketi yüzünden hâzinesinin zarar gördüğünü hatırlatıyor. Papa, korkmuş olacak ki, isteği yerine getirip bunları salıveriyor. İkincisi Fransız kralı ile ve Kanunî’den sonra olmuş bir iş. 1555’te Fransız kralı II. Henri paraya sıkıştığından yüksek faizli bir istikraz tahvilâtı çıkarmış. Yahudi sarrafların gayretiyle, elinde büyük servet bulunan vezirler bu istikraza hayli para yatırmışlar. Bunlardan biri de yine Yusuf Nasi. (II. Selim’in kayınpederi şimdi). Yusuf Nasi’nin bu istikraz dolayısıyle Fransa kralından 150.000 duka alacağı var. Belki de Osmanlı vezirleri ile ortaklığı da var. Nasi paralarını istediği zaman Fransız hükümeti vermek istemiyor. Bir alay diplomatik tartışmalar oluyor. Nihayet Osmanlı hükümeti Yusuf Nasi’nin alacaklarına karşılık olarak Osmanlı limanlarında bulunan Fransız gemilerini ve yünlerini müsadere ediyor.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Alıntı
Eskiden verilen ticaret imtiyazları sadece yabancı tüccarlara yabancı malları getirme ve yerli malları alıp götürme müsaadesi verirken ve bunu kolaylaştırıcı bazı imtiyazlar tanırken, XVI. yüzyılda Kanunî Süleyman zamanında ve galiba sadrazamı İbrahim Paşa’nın gayretleriyle (çünkü verilecek imtiyaz veya tekelden ona da büyük bir komisyon verilecekti) imtiyaz Fransız tüccar loncalarına değil, Fransız devletine veriliyor.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Alıntı
Başkentte asıl etki yapan gösteriyi İngilizlerin getirdiği en son model bir kalyon yapıyor. Geminin yapısı ve topları devlet adamları arasında büyük takdir ve hayranlık kazanıyor. Yani, bugünün Türklerinin anlayacağı, Missouri zırhlısı-vâri ziyaretler başlamış daha o zamandan!
Sayfa 88·Kitabı okudu
Alıntı
Devletsel bir «muamele» için komisyon veren, komisyon hakkını alacak olanla gizli kapaklı bir şekilde pazarlığa girişip para kuvvetiyle istediğini elde ettiği za­man verilen hediye veya komisyonun adı rüşvet oluyor.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Alıntı