Doru Yörü

Merkantilist devletlerin amacı ülke zaptetmek değil. Altın ve gümüş elde etmek. Ama merkantilist devletlerin tutumuna göre bunda en önemli araç, ordu ve fetih değil, ticaret ve özellikle dış ticaret ve bunu ülkenin lehine olacak biçimde denkleştirmektir. Bir ülke, dış ticaretini daima kendi lehine olacak biçimde düzenlerse bu ticaret yeni sermaye biriktirmenin ana kaynağı haline gelir. Bir ülke, başka ülkelerle yaptığı alış verişle dışarıdan ham madde elde eder ve bunu kendi nüfusunun iş gücü iie birleştirirse üretim kapasitesini de artırmış olur. Bu artırış ile sağlayacağı üstün ticaret durumu sayesinde, baş­ ka ülkeler aleyhine kendi servetini arttırmış olur. Başka ülkelere daima değeri daha yüksek mal satmak, onlar­ dan değeri daima daha az mal almak suretiyle ödeme dengesinde kendi lehine bir fark meydana getirmek şart.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İngiltere, Hollanda, Fransa gibi küçük topraklı devletler, başka üikeleri zaptetmeden ekonomik güçlerini arttırmanın yollarını buldular. Devletlerinin te­meli olan ülke ve milleti bu genişlemenin ekonomik temeli ve kaynağı olarak görmeye ve kullanmaya başladılar. Devlet yine toplumun üstünde; fakat bu defa topluma kök salıyor. Bu yüzden en önemli amaç, ticaret yolu ile ana­ vatan olan üssü, ekonomik bakımdan güçlendirmek oluyor. Modern tarihin en önemli olayı budur! Bu siyaseti güden devletlere «Merkantilist» devlet deniyor.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı
Böyle bir sistemde servet birikimi, güç birikimi ile olan çatışmaları boyunca, güç sahiplerinin eline, oradan da lüks maddelerinin tüketimine ve çok kere de dönüp dolaşıp padişahın hâzinesine gidiyor. Toplumun ekonomisini canlandırma işi için üretime yatırımı yok denecek kadar azdır.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Alıntı
Bu üç adam arasındaki mücadele bize padişahın gücünden az aşağı bir gücün bir hiç; padişahın servetinden az aşağı bir servetin de bir yok olduğunu gösterir. Sistem, kendi işleyişi ile hem politik gücü, hem ekonomik serveti yoklaştıran (nehyeden) bir sistem!
Sayfa 72·Kitabı okudu
Alıntı
İbrahim’le İskender arasındaki çatışma bize zamanın ve rejimin en önemli bir dâvasını temsil eder. Bu, güç (kudret) ile zenginlik (servet) arasındaki müca­deledir. Kudret mi serveti yaratır, yoksa servet mi kudreti? Kudret nasıl elde edilir, servet nasıl elde edilir? Osmanlı sisteminde kudret servete üstündür; servet kudreti yaratmaz, kudret servet yaratır; ama kudretin yarattığı serveti, daha üstün kudret her an mahvedebilir; onunla birlikte sahibini de mahveder. Kapitalist sistemde devlet, zengin, mülkiyetli sınıfın elindedir. Osmanlı sisteminde güç sahibi olanların. Bunlar bir sınıf olamıyorlar, çünkü hepsi bir tek kişinin iradesine bağlı kuldurlar. Fakat kullardan biri, meselâ İbrahim Paşa, padişah kadar güç sahibi olursa ne olur?
Sayfa 71·Kitabı okudu
Alıntı