Doru Yörü

Köylü nüfusun, Osmanlıların (yani devlet katındaki kişilerin) reâyâ (sürü) dediği halkın işi tabiatten yiyecek maddeleri yetiştirmek, hem kendilerini, hem şehirli nüfusu, hem de devletlileri beslemek, bir de devletin önemli bir asker kolunun masraflarını ödemektir. Bu ödemeye vergi diyoruz. Bu, köylünün ödemekle mükellef olduğu toprak kirasıdır.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu devlet sisteminin toplum anlayışında toplum tek, bütün bir parça değil. Bölük bölük, tabaka tabaka. Sonra bunlar birbirine eşit de değiller. Her birinin ayrı yeri ve adı var. Üstelik her birinin içindeki kişilerin o bölük veya tabakada çakılı kalmaları da gerekli. Demek ki toplum bölüklü ve tabakalı ve statiktir. Anlattığımız çeşitten bir devlet düzeni, ancak böyle koyun sürüsüne benzetilen statik bir toplumun üstünde durabilir.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanlı kafasına göre, toplum «reâyâ» ve «berâyâ» yani köylü ve kentli halktır. Devlet ise efendi veya babadır. Bulunduğu yere Tanrı tarafından getirilip konmuştur. Bu inanca göre toplumla devlet arasında doldurulmaz bir uçurum olacaktır.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Esası şu: devleti toplumun sırtına bindirecek ve orada tutacak adamlar elbette havadan gelecek değil; yine bir toplumdan gelecek. Ama bunlar toplumdaki sınıflarından oldukları gibi gelirlerse, tam anlamıyle devlete kapılanmadan sadece bir âmme görevi yapmak için gelirlerse bunlar devleti kendi sınıflarının çıkarlarına, isteklerine göre yöneltme eğilimini gösterecekler. Halbuki bu sistemlerde bu caiz değil. Neden? Çünkü toplum başka devlet başka: toplum, onların deyimiyle «reâyâ» yerden bitme bir şey. Devletse gökten inme, dışarıdan gelme bir şey.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Asıl önemli olan şey devlet değil, hükümdar ve onun adamlarıdır. Devlet bir müessese değil, güç sahibinin bir sıfatıdır. Çiftçi nasıl çiftli çubuklu, zenaatkâr nasıl iş yerli ve araçlı, tüccar nasıl paralı ise baştakiler de devletlidir. Bizde ancak Yeni Osmanlılar çağında devlet sözcüğü modern anlamını almağa başladı. Padişahlar için bu çeşit kavramlar «zındıkça» fikirlerdi.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı