Elini sıkmaya cesaret edemeden iskemleye
iliştim. Şimdi onun karşısında hakikaten amirim, hatta velinimetimmiş
gibi bir şaşkınlık duyuyor ve bu kadar alçalan benliğime bu muameleyi
cidden layık görüyordum.
Dün akşam beni yolda otomobiline alan mektep arkadaşımla,
* Açık, belirgin. ** Hakarete uğramış.
on iki saatten biraz fazla bir zaman içinde, aramızda ne kadar büyük bir
mesele hâsıl olmuştu! insanlar arasındaki münasebetleri tanzim eden
amiller ne kadar gülünç, ne kadar dıştan, ne kadar boş ve bilhassa asıl
insanlıkla ne kadar az alakası olan şeylerdi..
Dün akşamdan beri ne Hamdi, ne de ben hakikatte değişmiş değildik;
neysek gene oyduk; buna rağmen onun bana dair,
benim ona dair öğrendiğimiz bazı şeyler, bazı küçük ve teferruata ait
şeyler bizi ayrı istikametlere alıp götürmüşlerdi... İşin asıl garip tarafı,
ikimiz de bu değişikliği olduğu gibi kabul ediyor ve tabii buluyorduk.
Benim kızgınlığım Hamdi'ye değil, kendime de değil, sadece burada
bulunuşumaydı.