Genlerle çevrenin karmaşık etkileşimi, toplumdaki her bir kişinin farklı bakış açısına, farklı kişiliğe ve karar verme konusunda da farklı becerilere sahip olması sonucunu getirir beraberinde. Bunlar insanların özgür iradeleriyle yaptıkları SEÇİMLER değil, yalnızca oyunda önlerine düşen kartlardır.
Filmin bir sahnesinde kimliği bilinmeyen bir kadın, telefon edip farkına bile varmaksızın milyonlarca tv izleyicisinin karşısında yaşayan zavallı Truman’ın oyuncudan çok bir mahkum olduğunu söyler yapımcıya. Yapımcı sükunetle karşılık verir: “Ya siz, sayın izleyici, yaşam sahnesinde size biçilmiş rolü oynayan bir oyuncu olmadığınızı söyleyebilir misiniz bana? Truman istediği an ayrılabilir programdan. Eğer hissettikleri belli belirsiz bir hırsın ötesine geçseydi, eğer gerçeği keşfetmeye sonuna kadar kararlı olsaydı, onu engellememizin yolu yoktu. Bence sizi gerçekte rahatsız eden şey sayın izleyici, Truman’ın, sizin ifadenizle “hücre”sinin konforunu buna yeğliyor olmasıdır.
Eleştirel bakış açısı ve farklı öyküsü nedeniyle kimileri tarafından baş tacı edilmiş bu kitap, televizyon ile sosyal manüplasyon öğelerine attığı taşlar ile ilgi çekici ve bir o kadar da çarpıcı bulundu tarafımdan. Bundan 70 sene sonra dünyasında robot tazılarla kötü adam yakalama teknolojisi yekten “bilim kurgu” olmasa gerek. Lakin konunun geneli, karekterlerin bakış açıları ve öykülemde bilim kurgunun zerresini bulamadım. Bir tepkim de maalesef yayınevine. Deli gibi satan bir kitabın (ki nedendir bilinmez) arka kapağına tüm kitabın süprizbozanını yazarsan, kitabı bitirdikten sonra insanın aklında arka kapaktan başka bişey kalmaz. Sizi bilmem ama bana keyif vermedi.