AŞK VE ÖBÜR CİNLER
Toplumda sıklıkla karşılaştığımız toplumsal sosyolojik sıradan bir hikâyeyi Gabriel’in üslubu ve kaleminden okuyarak edebi hazza ulaşmış bulunmaktayım.
Bernarda ile Markinin yasak aşkı sonucunda doğan Maria’yı annesi olan Bernarda Mariadan nefret etmektedir. Maria ise annesini gece uykusunda izleyecek kadar çok sevmektedir bu durum beni çok derinden etkiledi. Bunca olay var iken annesinin rüyasında Maria’nın kendisine büyü yaptığını zannetmiş üzerine Maria’yı kölelerin yanına göndermek istemesi ve Marki’nin bir babanın bu kadar pasif kalması ya da Maria’yı yeterince sevmemesi dramı çok ağır geliyor.
Maria’nın bir köpek tarafında ısırılması ve o dönemde başkalarınındı ısırılıp kuduz hastalığında ölmesi üzerine Abrenuncino(Doktor) tedavi sırasında şu anlık korkulacak bir durumun olmadığını belki de yıllar sonra nüksederek kızın hayatını kaybedileceğini söylemiş. Marki ise bu nasihat bir gün aklıma gelip kızının mutluluğu için her şeyi yapmaya başlamış.
Piskopos, Marki ile sohbet eder iken Delaura’ya Abruincho(hekim) nasıl biri olduğunu sormuş. Burada bir dinin bir ırkın bazı insanlarda o kişiyi tanımadan yargılamak, iftiralar atmak hatta dinin yobazlığa kapılıp ilaç tedavileri ile iyileştirdiği insanları büyü gibi vs. iyileştirmesini düşünmek çok anormal geliyor.
‘’İnançsızlık, inançtan daha dayanıklıydı çünkü duygularla besleniyordu’’ alıntısı çok dikkatimi çekti çünkü çok düşündürücü.
Bir kuduz hastalığının tedavisi olmadığından ve insanların bu hastalıkla delirmesi sonucunda kuduz hastalıkla delirmesi sonucunda kuduz hastalığına kapılan Maria’nın içine cin girdiğini düşünürler ve Maria’yı kilise’ye kapattılar. Burada Deluara ile Maria aşk yaşarlar kuduz hastalığı sonucun cin ayinleri yapılır. Deluara Maria’yı kurtaramaz hasta bakıcı olarak