Hamit kızıltaş

Hamit kızıltaş
@THETURK
35.Bölüm Yaşlı Kadın
Umma ve Yaşlı kadın insanların önünden yürüyorlardı uzun zaman geçtiği ve kadının yaşlılığı dan sebep hatırlamakta zorluk çektiğinden ilerlemeleri yavaş adımlarla gerçekleşiyordu Başka seçenekleri yoktu ya birlikte yavaş bir ölüme ulaşacaklardı yada birlikte yavaş adımlarla yeni bir hayata ulaşacaklardı yiyebilecekleri çok bir şey kalmamıştı su ihtiyaçlarını bile artık karşılıyamıyorlardı her kabile üyesinin gözünde hiç bir inanç kalmamış gibiydi sanki nerede öleceklerini seçecek yada nasıl öleceklerini düşünecek ruh hallerine girmişlerdi. Umma çok zeki bir savaşçıydı yine akıllı bir düşünce ile yanına 5-6 kişi çağırdı ve onlara geriye doğru gidip peşimizden gelen herkese kadının az kaldığını söylediğini kulaklarına fısıldamalarını istedi şimdi gidin ve herkese bunu söyleyin dedi. Yaşlı Kadın Şaşkınlıkla ummaya döndü ve daha ne kadar yolumuz kaldığını bile bilmiyorken onlara neden benim yaklaştığımızı söylediğimi söyledi ki diyen bir bakış yaptı Umma kadının bakışlarından anladı ve o daha sormadan cevap verdi yaşlı kadına Bildiğim iyi bir şey varki oda insanların umutlarının bitmesi sonucunda oluşan durumlardır herkes çok yoruldu yiyecek birşey neredeyse kalmadı ve her biri artık ölmek için hazır  onlara tutunacakları bir şey vermek istedim enerjilerini güçlerini son ana kadar kullanmaları için yiyecek bulduk deseydim yada su buldum deseydim bunu onlara sağlayamazdım ama elle tutulur olmayan bir umutla onları ayakta tutabilirim diyince yaşlı kadın Ummaya gülümsedi Sen genç ve bilge bir savaşçısın dedi Ummanın koluna girip daha hızlı adımlar için bu yaşlı kadına destek ol dedi ve yürümeye devam ettiler . Bu yürüyüş günlerce sürdü Bazıları dayanamayıp yolculuk esnasında bedenlerinden ruhlarını özgür bıraktılar açlık susuzluk her birini zayıflatmıştı bu zayıflama sadece
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
34.Bölüm Yükseliş
Yolcular dinlemiş karınları doymuş şekilde hazırlardı şimdi yapılması gereken neydi bir planları yoktu bir araya geldiler ve konuşmaya başladılar Rugana ve bir kaç yaşlı daha onlarla birlikteydi. Oliv: devam edeceğimiz herhangi bir yol yok artık bulmamız gerekeni bulduk geriye dönüp kabile üylerimizi alıp burada yaşamaya burada Yeni tohumlar atmaya başlayalım dedi Anemon: Hep birlikte dönmek zaman kaybettirir ve yolda ne ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz herkesi kaybetmeyelim Todanlılarda Aynı şekilde Kabilesine adam göndersin yaho onlara ne yapacağımızı anlatır dedi Rugana: Sizin unuttuğunuz çok şey var şuan geriye dönecek ve yapacak hiç bir şeyiniz yok yaşadıklarından bile emin değilsiniz uzun zamandır yoldaydınız anlattığınıza göre kabileler bir araya gelecek kadar yiyecek ve su kıtlığı varmış Hepiniz burada bizimle kalın dönecek bir yeriniz yada kimseniz kalmamış olabilir dedi bu sözler her birini oldukça etkilemişti çünkü bu düşünce hep akıllarındaydı ama kimse dile getirmiyordu her zaman içlerinde umut vardı Rugana haklı olabilirmiydi geride kimse kalmamışmıydı Siz burada biraz daha kalın ve ne yapacağınızı iyi düşünün hemen yola çıkarak vakit kazana bilirsiniz ama giderseniz buraya belkide tekrar dönemeyede bilirsiniz kararlarınızı çok iyi düşünüp verin diyerek oturduğu yerden kalktı Oliv,litiyu,yaho,Vantes,Anemon,Anime,sayomi,Alimi, kaderin bir oyunu gibi her biri farklı kabilelerden kişiler bir aradaydı ve başka kimseleri yoktu yanlarında sıtakisi ve diğerlerinin yaşayıp yaşamadıklarını bilmiyorlardı kabilelerinde kalanların yaşayıp yaşamadıklarını bilmiyorlardı bir yaşam şansları var bilinmezlik için tekrar geri mi dönmeliler yoksa bildikleri yaşam için kalıp mücadele mi etmeliler zor bir seçimdi yola çıktıkları ilk andan beri olduğu gibi attıkları her
33.Bölüm SAKLI ORMAN
Ormanın içinden ilerleyen yolcular bir birine sarılmış  ağaç dallarından etrafı göremiyorlar,nereye gittiklerini bilmiyorlardı sadece yaşlı adamı ip gibi dizilip takip ediyorlardı endişeli ve kuşkulu bir şekilde her ne kadar kumanın kardeşi de olsa bu adam onu tanımıyorlar ve sadece onun anlattıklarına inanarak güvenemezlerdi Büyük bir ağaç gövdesine geldiler yaşlı adam sessiz olun dedi ve etrafı dinlemeye başladı yolcular da adamı dikkatli şekilde izlemeye başladı ne yaptığını anlamak için adam uzunca bir süre bekledi şimdi gidebiliriz dedi ona ne olduğunu sordular etraftan ses gelip gelmediğine baktım sizi takip edenler olabilir buradaki kimseyi tehlikeye atmak istemiyorum bizim kendimizi savunacak gücümüz yok ve çocuklarla yaşlılarla doluyuz onlara karşı koyamayız diyince Anemon merakla sordu kaç kişisiniz biz hiç kimseyi göremedik okadar kalabalıksanız neden hiç sesler duymuyoruz yaklaştığımızı söylemiştin Anemon konuşmaya devam ederken Yaşlı adam büyük ağaç gövdesinin üzerinde olan oyuğa bir taş attı ve ağaç gövdesinden bir giriş kapısı açıldı sadece 1 insanın eğilerek girebileceği kadar bir oyuk hepsi tedirgin oldu Yaşlı adam beni izleyin dur bizi nereye götürüyorsun buraya girdikten sonra hiç şansımız olmaz orada savaşamayız bizi tuzağa mı çekiyorsun dedi Oliv yaşlı adam olive bakıp gel çocuk güçlüsün iyi bir savaşçısın ama gel senin tam önünde olucam istersen mızrağını ileri itip beni öldüre bilirsin sırayla her biri oyuğun içine girmeye başladı oyuk çok az mesafe düz ilerleyip sonra aşağıya iniyordu düzlüğü bitirdiklerinde bekleyen yaşlı bir adam daha gördüler ağaç gövdesindeki geçiti kapatmak için bekliyor devam edin aşşağıya inicez dedi Rugana Gördükleri muazzam genişlikte olan bir yaşam yeriydi ve içinde oldukça kalabalık değişik kabilelerden insanlar
32.Bölüm SÜRGÜN
Pako kabilesinden olan bu yaşlı adam Kimdi neden buradaydı ne zamandan beri kabilesinden ayrıydı Anemon onu daha önce hiç görmemişti Yaşlı adamla birlikte açık hedef olmayacakları bir bölgeye geçtiler her biri etrafına oturdu Yaşlı adamın anlatacaklarını dinlemek ve sorularına cevap bulmak için bütün dikkatlerini ona verdiler Anemon Adama sordu ben pako kabilesindenim ve seni daha önce hiç görmedim 30 yıldır orada olduğunu düşünmüyorum yada sen bizden değilsin dedi yaşlı adama Gülümsedi ve cevap verdi yaşlı adam Bundan 38 yıl önce Beni  kendi topraklarımdan sürgün ettiler Ya hayatım yada oradan gitmek tek seçim şansımdı öldükten sonra toprağın ve kabilenin çok önemi olmuyor ben yaşamayı seçtim ve kabilemden ayrıldım. Yıllardır onlardan uzaktayım ailemden kimse kaldı mı onu bile bilmiyorum artık sadece adını  bilen yaşlı bir adamım Litiyu ailenden kimler vardı yolculuğa çıktığımızda pako kabilesinin liderinin oğlu vardı onu biliyormusun diye sordu Liderin kim olduğunu bilmiyorum oğlunuda bilmiyorum diye cevap verdi Anemon adamın söylediği herşeyden şüphelenmeye başlamıştı Anemona bakıp yaşını ortalama tahmin etmesi kolaydı liderin oğlunu bilmiyordu sıtakisiyi tanımıyorsun ailenden kimsenin adını söylemiyorsun neden sürgün edildin bunuda bilmiyoruz ben kimsenin sürgün edildiğini görmedim kabilemde sen ne yaptın da seni sürgün ettiler kimsin sen yaşlı adam bize yalan söyleyerek bizden kurtulamazsın gerçekleri anlat kimsin sen Yaşlı adam toparlandı Benim adım Rugana Babam akuta annem sisiti Abim Kuman Bütün hepsi kumanı duyunca hayrete düştü Vantes ve Todan kabilesinden olanlar ne olup bittiğini anlamıyorlardı ama diğerleri kumanın onları topladığını biliyordu Anemon sordu Kuman senin abin mi bilge Kuman bizim kabilemizin en değerli üyesiydi ve bizi bu yolculuğa
31.Bölüm ÖLÜLER
Umma ve arkasından ilerleyen kabile üyeleri attıkları her adımda burunlarını yakan keskin bir koku alıyorlardı umma iyi duyan iyi gören biriydi ama ne ses nede bir görüntü vardı yürüdükleri yolda vadiye doğru yaklaşmışlardı Umma'nın içinde umut her zaman vardı yaşayan herkes için bir şans daha vermek istiyordu kendince ve buna inandırmıştı kendini ne göreceğini bilmeden attığı her adım onu karanlığa yaklaşyırıyordu yaklaştıkça koku dahada çok artıyordu ölmüş bedenler görmeye başladılar umma ölü bedenlere yaklaştı vadiden çıktıklarında birşey tarafından mı saldırılmış mı diye vücutlarına baktı ama ne bir parçalanma nede kan izi yoktu ummanın aklına tiyiti leşini yiyip zehirlenen arkadaşları geldi ve kendini buna inandırarak yürümeye devam etti vadi artık önlerindeydi  adımlar hızlandı belli bir süre sonra koşmaya başladı sanki zamanla yarışırcasına koşuyordu umma sanki ölüm arkasından geliyormuşta orada olanları ölümden kurtarmak için koşuyordu Umma ve diğerleri vadiye gelmişlerdi ama gördükleri manzara onları dehşete düşürmüştü ağaç dalından kopmuş yapraklar gibi hepsi yerlere savrulmuş cansız bedenler etrafa serilmişti yaklaştıkça durum dahada vahim bir hal alıyordu elinde bıcak ve birisinin kolu elinde olan ölüler küçük çocukların cesetleri katliam gibi bir rüzgar esmişte hepsi aynı anda ölmüş gibi ölüler her yerdeydi umma etrafa koşuşturmaya başladı bağırmaya başladı ben geldim kimse yok mu sizi kurtarmaya geldim sürekli tekrar ederek bağırdı  ama hiç biri ona cevap veremezdi hepsi ölmüştü Onları kurtarmak için çıktıkları yol kendi kurtuluşları olmuştu kimseyi kurtaramamış olmak onun yaşama istediğini o an elinden aldı umutları tükenmeyen umma karanlığın içine artık düşmüştü ummanın ailesi lideri bilgesi arkadaşları herkes ölmüştü umma artık tekti yanında gelenler