Per öldükten sonra, Oslo'da kalmaya dayanamadım. Onca insanın arasında bir tek o yoktu, anlıyor musun? Üniversitede sık sık gittiğimiz bir kafe vardı. Orada birlikte ama sessizce otururduk. Konuşmamak
bizi rahatsız etmezdi. Gazetemizi okur, kahvemizi içerdik. Böyle yerlerden uzak durabilmek çok zordu. Birlikte yürüyüş yaparken gitmediğimiz yer kalmazdı. Bütün sokaklarda onun üzgün ruhunu hissediyordum ... Per'in anısına siktirip gitmesini söylüyordum
ama gitmiyordu. Acı çok beter bir şey. Orada biraz daha kalsam, bütün insanlıktan nefret edecektim.