"Bir de kimi zaman, kalın tenteli kelimelerden oluşmuş kırık dökük cümleler. Tıpkı, hem hayatın derinliklerine inip onu zapt etmeye, hem de ondan olabildiğince uzaklaşmaya çalışan bitkin solucanlar gibi yere dökülen, ağız kenarlarında asılı kalan, çene uçlarında ölü ölü sarkan, ya da zar zor kımıldanıp gürültülerin, şarkıların ve bakışların içinde kayboluveren cümleler."
Bundan birkaç sene evveldi. İlk o zaman okudum kitabı. Okudum, anladım hüznünü yazarın. Bugün neden tekrar okuduğumu kendime sorarsam eğer, gerçekleşmeyen bazı hatıralarımı canlandırmak için diyebilirim belki. Ama bunu da anlayan çıkar mı bilmiyorum.