Babam bu yenilenme alışkanlığına inanır ve onu uygulardı. Kitap ve dergi okurken egzersiz bisikletini sonsuza dek sürüyormuş gibi görünürdü. Sabahın erken saatlerinde öyle çok izlenim ve fikre kapılırdı ki, o zamanı kutsal sayardı. Çok çalışır, çok seyahat ederdi, ama hep dinlenme zamanlarını planlar ve özellikle de aile tatillerini Montana'daki kulübesinde geçirmeyi severdi. Oradayken, erkenden kalkıp uzun dağ bisikleti gezilerine çıkar, yol boyunca okumak ve düşünmek için molalar verirdi. Gençliğimden kalan silinmez izlenimlerden biri de onun bu sabah gezilerinden coşku ve takdirle dolu dönüp, "Bu sabah çok şahane bir fikir geldi aklıma!" gibi bir şey söylediğini görmekti. Enerjisi bulaşıcıydı.
Büyük ailenin taleplerine rağmen, erken kalkar erken yatardı. Hafta sonları ve aile toplantılarında, geri kalanlarımız sinemaya gider, hazır yiyecekler tüketir ve geç saatlere kadar oturup sohbet ederdik. Etrafa bakınıp, "Babam nerede?" derdik ve o çoktan yatmış olurdu. Diğer herkes uyurken o sabahın köründe kalkıp spor yapar, düşünür, okur, yazardı.
"Çocuklar, daha fazla okumalısınız. Ben haftada on kitap oku-yorum," derdi. Biz de, "Hayır bu doğru değil. Sadece kitaplara göz gezdiriyorsun. Onları okumuyorsun. Bu sayılmaz," derdik.
Annemle yörede motosiklet gezilerine çıkıp uzun uzun konuşarak vakit geçirmeyi de severdi. Aslında, genel başarısının ve güçlü ilişkilerinin büyük bölümünün kaynağı, her gün kendini odaklama ve kendi Günlük Özel Zaferini kazanma alıştırmalarıydı.
Gerçek şu ki biz inanlar dört kısımdan oluşuruz -beden, kalp, zihin ve ruh- ve bunların dördü de birbirinden bağımsız ve sürekli beslenmeye muhtaçtır. Arabadaki dört lastik gibi, eğer bir lastiğin havası düşükse, dördü de dengesizleşir. Bitkin olduğunuzda (beden) sevgi göstermek zordur (kalp). Öte