Son zamanlarda sürekli gördüğüm kitabı bitirdim nihayet. Tarık Tufan'ın işlediği konuları, anlatım biçimini & genele vurunca tarzını çok da seviyorum.
Öncelikle yine kendi fikirlerimden bahsedeceğim ama bu kitap bende olmadı arkadaşlar. Seveni çok oldu, gördüm defalarca, belki beklentiyi yükselttim bu da sebep olabilir ama altın vuruşu ben hissetmedim ne okurken ne sonrasında, 2 farklı zamanda akan olayları okurken sadece sonlara doğru merakım arttı ama onda da tahmin edilesi bir sonuç olduğunu düşündüm ki haklı da çıktım. Belki ruh halim bu drama için fazla pozitifte kaldı belki de okuma tecrübem için bu eser yetersiz kaldı. (Okuma tecrübesi derken yine yeniden belirtiyorum, nitelik her daim nicelikten öncedir hala benim için de... Ama 800 küsür eser bitirdikten sonra okumanın dimağımda bıraktığı anılar, içerikler, anlatımın bütünlüğü, bağlanması vb konulardan birinde açıklık olduğunda bana yetmiyor dışarıdan duyduğum övgüler.)
Kısaca konusuna değinip bitiriyorum incelememi: Annelerinin ölümünün ardından çocukken yaşadıkları konağa dönen 3 kardeş & orada adeta hapsolmuş ablalarının bir araya gelmesiyle hem çocukluklarına dair hem de ayrı geçirdikleri zaman diliminde yaşadıklarının yüzleşmesini okuyorsunuz kitap boyunca, bir de tabi yıllar öncesinde yaşamış Derviş Ali'nin hikayesini...
Bu dört kardeşin & Derviş Ali'nin bağlantısı ne olabilir, kitap boyunca bölümler arası ilerlerken hep bunu soruyor insan kendine.
İyi okumalar -.-