T

Şu okur gözlerinizle yazdığım hikayelerime bi el atsanız çok mâkbule geçer.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Herkesin içinde anlatamadığı bir yorgunluk var bence. Kimse gerçekten iyi değil artık, sadece belli etmemeyi öğrenmişiz. Kalabalıkların içinde bu kadar yalnız hissetmek normal mi, onu da bilmiyorum. Geceleri insanın kafasının içi, dünyanın en gürültülü yeri oluyor bazen.
Alıntı
Sizcede sorun nerede?,EGO neden var?İnsan neden sevgiyi unuttu?
Bazen arabayla gezerken şehiri baştan aşağı insanlarla süzüyorum. Şehir yine aynıydı; gri, yorgun ve birbirine tahammülü kalmamış insanlarla dolu. Herkesin yüzünde görünmez bir savaş vardı sanki. Kimse kimseye çarpmadan yürümüyor, kimse kimseyi gerçekten dinlemiyordu. Ama en kötüsü şu olmuştu: insanlar artık sevmekten çok kendini kanıtlamaya çalışıyordu. Bir kafeye oturdum. Karşı masada iki kız vardı. Saatlerdir telefon ekranlarına bakıp insanların hayatlarını konuşuyorlardı. Birinin ağzından şu cümle çıktı: “Arabası yoksa zaten konuşmam.” O kadar rahat söylemişti ki… sanki insan değil de ürün seçiyordu. Bir süre sonra yan masaya iki erkek geldi. Onlar da başka türden aynı kibri taşıyordu. Sürekli para, mekan, kız, ego… biri diğerinin lafını kesmeden konuşamıyordu. İçlerinden biri yüksek sesle güldü: “Kanka duygusal davranırsan kaybedersin.” İşte tam o an içimden bir şey çöktü. Çünkü herkes birbirine üstün gelmeye çalışıyordu ama kimse gerçekten mutlu görünmüyordu. Türkiye’de ilişkiler artık iki insanın birbirini anlaması değil, birbirini ezmeden ayakta kalma yarışına dönmüş gibiydi. Kadınlar sürekli “daha iyisini bulabilirim” düşüncesiyle yaşıyor, erkekler ise duygularını saklamayı güç sanıyordu. Kimse samimi olamıyordu çünkü samimiyet burada zayıflık gibi görülüyordu. Bir kız sevince “fazla bağlandı” deniyordu. Bir erkek içini açınca “ezik” oluyordu. Sonra herkes neden yalnız olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sokakta yürürken çiftlere bakıyorum bazen. Yan yana yürüyorlar ama aralarında kilometreler var. Çocuk birbirini değil, telefondaki bildirimleri kontrol ediyor. Kız sürekli başka hayatlarla kendi hayatını kıyaslıyor. Kimsenin olduğu yerden memnunluğu yok. En acısı da şu: İnsanlar artık karaktere değil, oluşturduğu vitrine âşık oluyor. Birinin kalbi nasıl diye
ANADOLU’NUN KALBİNDEN
Gökte süzülür demir kuşlar, geceye doğru Ezan düşer yüreğime, açılır uzak ufku Bayrak sarar rüzgârı, tırmanır mavi yokuşu Vatan fısıldar adımı, dindirir her korku Ana kokar toprağım, gösterir bana yolu Baba sessizce bakar, öğretir duruşu Kardeş gülüşüm olur, paylaşır oluşu Birlik kalpte büyür, bulur kendi yönü Şehit olur adın, göğe yazılır nişanı Toprak sarar yarayı, dindirir sızanı Her damla gözyaşı olur vatana adananı Bir dua yükselir geceden, bulur sultanı Gece biter, sabah açar taze baharı Anadolu sarar yarını, yumuşatır yarayı…
Şiir
Köpeğin efendisi varsa,Kurdunda tanrısı var.
Bu topraklarda nöbet tutanlar, bir üniformadan ibaret değildir. Onlar; evine ekmek götüren babanın, okula umutla giden çocuğun, geceyi huzurla uyuyan annenin sessiz teminatıdır. Biz burada duruyorsak, siz orada özgürce yaşayabilesiniz diyedir. Bu duruş; kin için değil, adalet için; korkutmak için değil, korumak içindir. Unutmayın: Vatan, sadece sınırlar değildir. Vatan; birbirimize olan sorumluluğumuzdur. Ve bu sorumluluk, en çok da birbirimizi unutmamayı gerektirir. 🇹🇷
Alıntı