Sessiz yolculuklara çıkıyorum.
Sadece kitap alıntıları ve kitaplar üzerine paylaşım yapanları takip ediyorum.
Paylaşımlarım kendime bir not niteliği taşımaktadır. Kitap dostlarına da faydası olursa tabiki şahsımı mutlu eder.
"İnsan için iki trajedi vardır," der Oscar Wilde. Birincisi arzularının tatmin olmaması, ikicisi ise tatmin olması. İçindeki boşluk dolduğunda ayrı bir çukurun içinde bulur kendini. Boş kaldığında ise okyanuslar kadar derin bir uçurumun...
Bütün aldatma hikâyelerinin yazılı olmayan hatta dile bile gelmeyen açıklaması "Ben yapmasam o yapacaktı," cümlesidir. Bundan dolayı her aldatma bir aldanmadır. Kendisini aldatmadan başkasını aldatamaz insan. Kendisini ikna etmeli beşer, önce vicdanından gelen sesi susturmalı, içindeki ahlak kanununu yasal boşluklardan faydalanarak değiştirmeli.
Amerikalı bir sosyalist lider, bir işçi kongresinde bir gün, "Ben sizi sosyalizmin kapılarından içeri sokabilirim, ama bir başkası, sizi aynı kolaylıkla dışarı çıkarabilir," demişti. Kahramanlar, bizi sakatlayarak yönetirler. Totaliter bir toplum, kahramansız olamaz. Özgür bir toplum ise kahramanlarla var olamaz.
Özgürlük içinde yaşamaya cesaret edemediğimiz için, bu işi tapındığınız kahramanlara havale ediyoruz. Kahramanlar içimizdeki totalitarizmin karakteristik örnekleridir.
1. “Özgürlük içinde yaşamaya cesaret edemediğimiz için…”
Özgür olmak demek kendi hayatının sorumluluğunu almak, kararlarını kendin vermek, riskleri üstlenmek demektir.
Ancak çoğu insan özgürlüğün getirdiği bu ağır sorumluluktan korkar. Çünkü özgürlük aynı zamanda yalnızlık, belirsizlik ve hata yapma ihtimalini de barındırır.
2. “…bu işi tapındığınız kahramanlara havale ediyoruz.”
İnsanlar özgürlüğün yükünü taşımak yerine, güçlü, karizmatik, otoriter figürlere (liderler, kahramanlar, kurtarıcılar) yönelir.
Yani kendi özgürlüklerini başkasına devreder, “Ben değil, o karar versin” diyerek sorumluluktan kaçar.
3. “Kahramanlar içimizdeki totalitarizmin karakteristik örnekleridir.”
Burada “kahraman” olumsuz bir bağlamda kullanılıyor.
İnsanların kendi özgürlüklerini terk edip bir kahramana bağlanması aslında içsel otoriter eğilimlerini açığa çıkarır.
Başka bir deyişle, dışarıdaki diktatörler, kahramanlar, otoriter liderler bizim içimizdeki özgürlük korkusunun ve otoriteye boyun eğme isteğinin dışavurumudur.
Kısacası:
Bu söz, “kahramanlara tapınmak aslında özgürlükten kaçışımızın bir göstergesidir” demek istiyor. Biz kendi hayatımızın sorumluluğunu almak yerine, özgür olmayı göze alamadığımız için kahraman figürlerine sarılırız. Bu da totaliter düşüncenin, yani özgürlüğü değil itaati tercih eden zihniyetin bir işareti olur.