Sessiz yolculuklara çıkıyorum.
Sadece kitap alıntıları ve kitaplar üzerine paylaşım yapanları takip ediyorum.
Paylaşımlarım kendime bir not niteliği taşımaktadır. Kitap dostlarına da faydası olursa tabiki şahsımı mutlu eder.
Başkalığın, yabancılığın veya Öteki'nin direncinin beraberinde getirdiği olumsuzluk aynılığın pürüzsüz iletişimine rahatsızlık vermekte ve onu yavaşlatmaktadır. Şeffaflık ötekiliği veya aykırılığı elimine ederek sisteme hız ve istikrar kazandırmaktadır. Ulrich Schacht bir güncesine düştüğü notta şöyle diyor: "Tektipleştirme* için yeni sözcük: şeffaflık."
Bugün hiçbir slogan şeffaflık sloganı kadar kamusal söyleme egemen değildir. Şeffaflık, her şeyden önce de empatik bir tutumla enformasyon özgürlüğü bağlamında yere göğe konamıyor. Ne var ki şeffaflığı sadece yolsuzluğa, kokuşmuşluğa veya demokrasiye indirgeyenler onun menzilini ve etkisini yanlış değerlendiriyorlar. Günümüzde şeffaflık kendini tüm toplumsal, ekonomik ve politik süreçleri etkisi altına alan ve onları esaslı bir değişime tabi kılan sistemik bir zorgu olarak koymaktadır ortaya.
Şeffaflık toplumu bir olumluluk toplumudur. Şeyler, her türlü olumsuzluktan arındıklarında, pürüzsüzleştirildiklerinde, düzleştirildiklerinde sermayenin, iletişimin ve enformasyonun pürüzsüz akışına hiçbir direnç göstermeden eklemlendiklerinde şeffaf hale gelmektedir. Eylemler, hesaplanabilir, yönetilebilir ve denetlenebilir biçimde sürece tabi olduklarında şeffaf hale gelmektedir. Şeyler, tikelliklerini bir yana birakıp kendilerini tamamen fiyatlarla ifade ettiklerinde şeffaf hale gelmektedir. İmgeler her türlü hermönetik derinlikten, hatta anlamdan kurtulduğunda pornografik hale gelmektedir. Şeffaflık toplumu olumluluğuyla bir aynılık cehennemidir.
Nasıl bir hayat yaşamak istediğimizi bir kez daha ciddi olarak sormak zorundayız kendimize. İnsan kişiliğinin total/bütüncül gözetimine ve total/bütüncül sömürüsüne kendimizi teslim etmeye devam edip böylece özgürlüğümüzden, onurumuzdan feragat mi edeceğiz? Dijital totalitarizm tehdidine karşı birlikte bir direniş örgütlemenin tam zamanıdır. Georg Büchner'in sözleri güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir: “Tanımadığımız güçler tarafından ipe çekilmiş kuklalarız bizler; hiçiz kendimiz, hiç!"
Öldürmek insanı ölümden koruyor. Öldürmek suretiyle ölüm zorla ele geçiriliyor. Öldürme tahakkümü ne denli çok olursa, ölümün anlamı da o denli azalıyor. Silahlanma yarışı da kapitalist tahakküm ekonomisinin izinden gitmektedir. Öldürmek için biriktirilen servet hayatta kalmak için biriktirilen servetmiş gibi tahayyül ediliyor.