Varsayalım, şöyle, sözgelimi, hava olsun diye azarlayanlar vardır - hava için de yapılabilir; alıştırmak gerekir; korkutmak gerekir; çünkü- aramızda kalsın Varenka- kardeşimiz azarlanmadan iş yapamaz, herkes bir yerlerde iş bulma derdinde, yani, ben şurada şuyum, deme derdinde, işe gelince de yan çiziyorlar. Çünkü bir sürü rütbe var ve her rütbe kesinlikle kendi rütbesine göre bir davranış bekliyor, doğal olarak, sonra da azarlamalar rütbe derecesine göre değişiyor, çünkü eşyanın tabiatı bu! Zaten dünyanın düzeni bu, canım, hepimiz birbirimize hava atıyoruz, hepimiz birini azarlıyoruz.
Çağdaş insan işlerini hızla yapmazsa bir şey -zaman- yitirdiği kanısındadır, fakat kazandığında o zamanla ne yapacağını bilemez, o zamanı öldürmekten başka yolu yoktur.
Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine "Seni seviyorum" diyebiliyorsam, "Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum" da diyebilmeliyim.
Varlığın sırları saklı senden, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
Bizimki perde arkasında dedikodu:
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.