Romanın iyisi, okurun, sonunu kestiremediği ve tabir yerindeyse ters köşe olduğu romandır. Roman yazmak, yazabilmek günümüzde o kadar kolay hale geldi ki, gündelik hayat içerisinde sıradan, alelade konular üzerinden kaleme alınan romanlar, genel de konuşma metni fazla olduğu, okuru sıkmadığı için ve sırf okunmuş olmak için yazıldığından, çok satıyor. Ancak bu tür romanların okurun zihin ve gönül dünyasına katabileceği pek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Lakin Şener Öktem’in kitabı adı ile müstesna ve içeriğiyle de hiç de hazır olmadığınız, arkası yarın modunda kapılar açıyor size.
Şener Öktem’in ‘Aristo, Nineme Niye Kıydın’ kitabı 2021 yılının Temmuz ayında Bengisu Yayınlarından çıktı. İlkin ismi dikkatinizi çeken kitap, isminin hakkını içeriğiyle tamamlıyor ve sizi içine çekiyor. Romanın içeriğini size anlatıp da gizemini bozmamak için genel hatlarıyla değinip en kısa zamanda okumanızı tavsiye ediyorum.
Hayatın içinden kavramlar olan “His, Ölüm, İkilem ve Kader” isimli dört başlıktan oluşan roman, Aristo’nun akılcılığı ile ninelerimizin vicdanı, -Yazarın da tabiriyle Batının aklı ile Doğunun vicdanı- arasında kahramanımızın yaşadığı gel gitleri sorgular vaziyette, yine kahramanın zihin ve kalp dünyasından sorgulatıyor bizi. Bir bakıma Descartes’'in “Düşünüyorum, o halde varım!” sözü ile “Hissediyorum, o halde varım!” sözü arasında bir paradoks yaşatılıyor.
Genel de belli başlı bazı kelimeler üzerine kurulu olduğunu zannettiğiniz kitapta farklı olaylar, iç içe geçmiş bir şekilde karşınıza çıkıyor ki, aslında hepsi, adına hayat dediğimiz bir bütünün parçaları. Bu parçaların toplamı hayatın kendisi etmese de, insan kendi hayatının çoğu parçasını buluyor. Her ne kadar aynı kelimelerin tekrarı sürekli karşınıza çıkıyor gibi görünse de, bu kelimeler ile kurulan ahenk ve