Hamza TOPRAK

Hamza TOPRAK

, bir kitap okudu
Puan vermedi·198 syf.··
2025 93. kitabı
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu
9.7/10 · 29 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Haydar-ı Kerrâr” ve “Şâh-ı Merdân”
Puan vermedi·320 syf.··
2025 92. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 14:45
Hz. Ali’nin (r.a) Şemâili ve Ahlâkı Ali bin Ebî Tâlib radıyallahu anh, ortaya yakın kısa boylu, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü olup sakalı sık ve geniş, saçları dökülmüştü. Yüzü güzeldi, gülümserken dişleri görünürdü. Kuvvetli bir vücut yapısı vardı. Omuzları geniş, elleri sertti. Hz. Ali radıyallahu anh; âbid, kahraman, cesur, hayırda yarışan, takvâ sahibi ve son derece cömertti. Onun; cömertliği, insanîliği ve Rasûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem olan yakınlığıyla edindiği büyük manevî miras, kendisini asırlardır halk inançlarında dâsitânî bir kişiliğe büründürmüştür. Hz. Ali radıyallahu anh, ölümden korkmayan bir cengâverdi. Ölümden neden korkacaktı ki? Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onu cennetle müjdelemişti. Cennete gideceği kesin olan bir insan ölümden hiç korkar mı? Bu sebeple kiminle mübârezeye çıksa mutlaka onu mağlup ederdi. O, ilim, takvâ, ihlâs, samîmiyet, fedâkârlık, şefkat, kahramanlık, şecaat ve İslâmı tebliğ gibi yüksek ahlâkî ve insânî vasıflar bakımından müstesnâ bir mevkîye sahipti. Cesaret ve şecaati ile gönüllerde yer edişi onun, “Haydar-ı Kerrâr” ve “Şâh-ı Merdân” sıfatlarıyla tanınmasını sağlamıştır. O, Kur’ân ve Sünnet’e tam anlamıyla bağlı idi. Dünya ve süslerinden kaçar, onun aldatıcı yaldızlarına aldanmazdı. Hz. Ali radıyallahu anh, son derece kanaatkâr, zâhid ve kifayet miktarı dünyalıkla iktifâ eden bir şahsiyetti. O; Fâtıma radıyallahu anha ile evlendikleri vakit yataklarının bir koyun derisinden ibaret olduğunu bildirmektedir.[5] Hz. Ali radıyallahu anh, çokça gözyaşı döküp muhâliflerinin îman ve hidâyetleri için dua edecek kadar hassas, takvâ sahibi ve kâmil bir mü’mindir. Her şeye ibretle bakar, uzun uzun tefekkür ederdi. Allah korkusundan yetîm bir çocuk gibi ağlar, hasta bir insan gibi tir tir titrerdi.
Hz. Ali ( Radıyallahu Anh )Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2013595 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2025 91. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 16:02
Osman ibn-i Affân (r.a) ashâb-ı kirâmın önde gelenlerinden olup, ilk Müslümanların dördüncüsü ve Hulefâ-yi Râşidîn’in de üçüncüsüdür. Fil Vak’ası’ndan altı sene sonra veya 574 senesinde Mekke’de dünyaya gelmiştir. Soyu Abdi Menâf’ta Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’le birleşir.[1] Kureyş kabilesine mensup olup Emevî soyundandır. Annesi Ervâ bint-i Küreyz, Allah Rasûlü’nün halası Beyzâ’nın kızıdır. Hz. Osman (r.a), îman ettiğinde pek çok sıkıntı ve çilelere katlandı. Amcası Hakem ibn-i Ebi’l-Âs onu sıkıca bağlayarak hapsetti ve eski dinine dönmezse asla serbest bırakmayacağını söyledi. Osman (r.a) dininden kesinlikle dönmeyeceğini bildirince, kararlılığını gören amcası onu serbest bıraktı. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) ve yanında bulunan Müslümanlar İslâm’ı açıkladıkları zaman, Mekke’de İslâm’ı duymayan kimse kalmadı. Hz. Ebûbekir, Saîd ibn-i Zeyd ve Hz. Osman (r.a) gibi sahâbîler, insanları İslâm’a gizlice dâvet ve teşvik etmeye koyuldular. Daha sonra Hz. Ömer, Hz. Hamza ve Ebû Ubeyde bin Cerrah (r.a) gibi sahâbîler de açıkça dâvet etmeye başladılar.
Hz. Osman ( Radıyallahu Anh )Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2008546 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 90. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 15:45
Kureyş aristokrasisine mensup Mahzûm kabilesinden usta bir süvari olan Halid, Muhammed'e şiddetle karşı çıkan bu kabilenin bir ferdi olarak 625 yılındaki Uhud Savaşı'nda Muhammed ve takipçilerine karşı belirleyici bir rol oynadı. 627 veya 629 yılında Müslüman oldu ve Muhammed'in huzurunda İslam'a katıldı. Muhammed, onu Müslümanlar arasında resmî bir askerî komutan olarak atadı ve kendisine Seyfullah (Allah’ın Kılıcı) unvanını verdi. Mu’te Savaşı sırasında Halid, Müslüman birliklerin Bizans kuvvetlerine karşı güvenli bir şekilde geri çekilmesini koordine etti. Ayrıca 629-630'da Mekke'nin Müslümanlarca fethi ve 630'da Huneyn Savaşı sırasında Müslüman ordusu altındaki Bedevilere liderlik etti. Muhammed'in ölümünün ardından, yeni kurulan İslam Devletine karşı çıkan Arap kabilelerinin bastırılması veya itaat altına alınması amacıyla Necid ve Yemâme bölgesine gönderildi. Bu seferler sırasında sırasıyla 632'de Buzaha Savaşı ve 633'te Yemama Savaşı'nda isyancı liderler Tulayha ve Müseylime'ye karşı kazandığı zaferle sonuçlandı. Halid, ardından Irak'taki Fırat Vadisi boyunca yerleşik olan Hristiyan Arap kabilelerine ve Sasani garnizonlarına karşı seferler başlattı. Ebû Bekir daha sonra onu Suriye'deki Müslüman ordularına komuta etmesi için yeniden görevlendirdi ve burada kuvvetlerini Suriye Çölü'nün uzun, susuz bir bölümünde alışılmadık bir yürüyüşe yönlendirerek askeri bir stratejist olarak ününü artırdı. 634 yılında Ecnâdeyn, 634 veya 635'te Fahl, 634-635 yıllarında Şam ve 636'da Yermük'te Bizans İmparatorluğu'na karşı kazandığı belirleyici zaferlerle Müslüman ordularının Levant bölgesinin büyük kısmını ele geçirmesini sağladı. Buna rağmen Ömer tarafından yüksek komutanlıktan alındı ve yerine Ebu Ubeyde bin Cerrah getirildi. Halid, 637-638 yıllarında Humus ve Halep
Halid bin Velidİkram Arslan · Nesil Yayınları · 2014135 okunma