Anlama ısrarı, anlamadıklarımızı göz ardı etme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor bizi. Esas olan, işte bu nedenle, anlamak değil, kabul etmektir bence. Tüm varlıkları oldukları gibi, ne eksik ne fazla, kabullenmek.
Yokluktan geldiğimiz gibi yokluğa gideceğimiz bilinciyle yaşamak çok mu ağır? Evet, ağır, ama bununla birlikte yaşamaya çabalamaktan başka bir çaremiz, bir seçeneğimiz var mı? Yaşam bir çabalamadır, yokluk ise bir tür dinleniş.
Ve Milena şimdi sen de benden uzaklaşıyorsun, uzun süreliğine değil, biliyorum, ama bil ki, bir insan uzun süre yüreği çarpmadan dayanamaz ve sen uzakta olduğun sürece bu yürek nasıl çarpar?