Taner Göktürk

Taner Göktürk
Ve farketmeye başlamak....
İnsan; kendisini ve toplumu düşünürken haklı çıkmanın ağır bedelini ödüyor ya da o amansız yolda yavaş yavaş kendi varlığından eksiliyor. Mücadele etmek, bir şeyleri ıslah etmeye çalışmak kuşkusuz asil… Lakin insan bazen ufalanan parçalarını fark etmeden, kendi ruhundan kopardığı zerrelerle yabancı bir yapbozu tamamlamaya yelteniyor. Omuzlara binen o muazzam mesuliyetler zerre hafiflemezken, fıtri yorgunluk asla geçmiyor; hayat ise her geçen gün biraz daha katılaşıp muğlak bir yüke dönüşüyor. Ve kalabalıkların hengamesinde bile hissettiği şey, nihayetinde kendi mutlak yalnızlığı oluyor. Bir kırılma noktasından sonra insan dönüp nefsine şunu soruyor : “Bu amansız harbin nihayetinde geriye gerçekten benden ne kaldı?” Sonra o çiğ ve yalın gerçekle yüzleşiyor: Söylenen hiçbir şey iddia edildiği kadar etik değil. Kitleler kurallardan, vicdandan ve istikametten dem vuruyor; fakat iş şahsi menfaatlere dayandığında sessizce ve hunharca hepsini ayaklar altına alabiliyor. Sen o omurgalı duruşu, o ahlaki zemini korumaya gayret ettikçe ya sana ebleh muamelesi yapılıyor ya da karşındaki riyakarlar kendi muazzam cürümlerini masumiyet kisvesinin arkasına gizliyor. Çünkü bu nizam çoğu zaman sessizce doğru kalmaya çalışanların asaletini değil, en çok bağıranların arsız gürültüsünü haklı gösteriyor. Hatta bazen o vakur sessizliği bile bir maske gibi kuşanan simalar beliriyor; haklı görünmek adına sükut eden ama içten içe her adımı hesaplayan, taktiksel zihinler… Mütevazı kaldıkça hırpalandığın, sevdikçe nankörlükle sınandığın, vicdanını muhafaza ettikçe daha gaddar imtihanlara itildiğin bu kokuşmuş düzenin içinde insan sadece yıpranmıyor; içten içe tükeniyor. Herkes bir taleple gelirken kimse insanın niyetini, derununda verdiği o amansız savaşı idrak etmiyor. Ve belki de en hazini
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
yeni ben
Sosyallik, insanın kendine açılan bir kapıymış. İnsanlara yaklaştıkça aslında kendine yaklaşıyorsun. Her yeni ortam, her yeni yüz biraz daha seni tamamlıyor. Geriye dönüp bakınca eksik olan zaman değilmiş, temasmış. Şimdi fark ediyorum; bu işin bir ucu yok. Öğrenmenin de, denemenin de… Yorulsam da ,tartışsam da bile içimde hep aynı istek var,hızımı alamıyorum: daha fazlasını yaşamak, daha fazlasını denemek. Çünkü heyecan, insanı diri tutan en güzel şey.
1000k
Kongre süreci
​Bu süreçte çok şey öğrendim; her işin herkesle yapılmayacağını, sadece yetkin olanlarla değil, aynı değerleri paylaşan ve aynı vizyona sahip insanlarla yol yürünebileceğini anladım. Allah korkusu taşıyanların ve kritik süreçlerin ancak bu ruhu paylaşan kişilerle selametle ilerleyebileceğini, herkesin aynı hassasiyete sahip olmadığını, insanların ne kadar zahmetsizce yalan söyleyip inkâr edebildiğini gördüm. En çok da şunu fark ettim ki; vaktinde hakkını hukukunu titizlikle gözettiğin bir insanla bile aranı bozmaya çalışmalarını. Kendime dair en önemli farkındalığım, mükemmeliyetçiliğin iyi niyet maskesi altında insanı tüketen bir yük olmasıydı; herkes hakkını alsın, kimse mağdur olmasın diye çabalarken aslında başkalarının sorumluluktan kaçtığı yükleri de sırtlanıyorsun ve sen düzeltmeye azmettikçe daha çok yoruluyorsun. İnsanları korumaya çalışırken bile en ufak bir aksilikte sitem edebildiklerini görmek, elinden geleni yapsan da her şeyin senin iradende olmadığını öğretti.. Süreç içerisindeki geri bildirimlerin rüzgara göre nasıl yön değiştirebildiğini de gördüm; başta “alan tanıyan, özgür bırakan bir başkan” olarak nitelendirilen yaklaşım, kişiler kendi mesuliyetlerini yerine getirmediğinde bir anda “yetersiz, bizi koordine edemedi” gibi ithamlara dönüşebiliyor ve bunları çok patavatsız şekilde dile getirebiliyorlar . Oysa asıl mesele verilen görevlerin ne ölçüde sahiplenildiğiydi; fakat bazıları zor anlarda sorumluluk üstlenmek yerine suçlayacak bir yer aramayı tercih edebiliyor. Yine de biliyorum ki halis niyetle verilen hiçbir emek zayi olmaz; belki herkes anlamaz ama sen neyi neden yaptığını biliyorsan bu kâfidir. Bazen kazanmak her şey değildir; önemli olan o yolculuktan kendi değerlerini koruyarak ve şahsiyetinden ödün vermeden çıkabilmektir. En önemlisi ise
1000k
Tekrarlar
Hayat hep böyleydi. Büyük işlere sıra geldiğinde insanlar kaçmayı seçiyordu; korkular, bahaneler… Oysa öğrenmek için yeniden öğrenmem, kararlılıkla yolda kalmam, yeni düşüncelerle ve yeni insanlarla tanışmam; hatta belki de kendimle ilgili yeni şeyler keşfetmem gerektiğini anlamam gerekiyordu. Ve evet, geçmişi hatırlayıp sakin kalmak ve sabretmek zordu ama gerekliydi.Evet herkes her şeyi yapamaz dediğin o nokta....
1000k
Hayat hep böyleydi. Büyük işlere sıra geldiğinde insanlar kaçmayı seçiyordu; korkular, bahaneler… Oysa öğrenmek için yeniden öğrenmem, kararlılıkla yolda kalmam, yeni düşüncelerle ve yeni insanlarla tanışmam; hatta belki de kendimle ilgili yeni şeyler keşfetmem gerektiğini anlamam gerekiyordu. Ve evet, geçmişi hatırlayıp sakin kalmak ve sabretmek zordu ama gerekliydi.Evet herkes her şeyi yapamaz diyecek tam o nokta.....
1000k