Hayatımdan çıkan insanlara ne gönderme yaparım ne de ima. O tarafla bağımı çoktan kapattım. Dikkat çekme derdim yok, merakım da kalmadı. Benim için artık geçmişte kalmış, uzak anılardır. Giden gitmiştir ne için gittiğiyle ilgilenmiyorum....
Herkesle aynı mesafede durmam. Hak edenle yol yürürüm, etmeyenle yolumu ayırırım. Bu bir kibir değil, bir dengedir. İletişimde ve ilişkilerde üstün çıkma çabasından hoşlanmam; insan ilişkileri kimseye hükmetme aracı değildir. Mütevazı olmayı bilmeyen insanla da sağlıklı bir ilişki kurulmaz.
Bulunduğu yerin kıymetini bilmeyen, kendisine sunulan zemini değersizleştiren, ekmeğini yediği sofraya saygı duymayan insanlardan da uzak dururum. Birine imkân tanımışsam, bunun karşılığı vefadır, üsluptur, tutarlılıktır. Bir süre sabrederim; niyeti ve tavrı görürüm. Ama vefa bittiğinde, saygı zedelendiğinde açıklama yapmam. Gerektiğinde o imkânları keser, yoluma devam ederim. Benim için esas olan süreklilik değil; duruş, vefa ve karakterdir
“Söylenmeyen”
Yorgun değilim, sadece sessizim,
Kelimeler yoruldu benden önce.
Bir cümle söylesem, düşerdi yerinden,
Konuşsam da aynı sessizlik duyulacaktı.
Bazı yüzler geçer akıldan,
Ama izleri kalır göğsün orta yerinde.
Unutmam demem, unutmam da,
Artık hatırlamak da yormuyor beni.
Bir şey söylemedim kimseye,
Ama herkes bir şey anladı nedense.
Belki de en açık hâlim,
Hiç konuşmadığım zamandı.