• Kitabın 60. sayfasına geldiğimde bende uyanan ilk izlenim yazarın başka kitaplardan belirli bölümleri kopyalayıp yapıştırdığı yönündeydi. Bunu destekleyen birçok işaret de kitabın içerisinde mevcut. Hele bir cümle var ki, üç sayfa içerisinde defalarca aynısı karşınıza çıkıyor: "Dönemin ressamı her Tanrı'yı tapınma geleneğindeki özellikleriyle ele aldığı gibi fiziksel durumlarını da çizgilerle belirtmeyi ihmal etmemiştir". Bu tümcede dönemin ressamı diye bahsettiği şahıs kayalara veya kil tabletlere tanrı figürlerini çizen Urartu ressamı. Ancak bu ifade bu münhasır bölümde o kadar çok geçiyor ki, bu lüzumsuz tekrarlar insanı kitaptan bir şeyler öğrenmekten net bir şekilde alıkoyuyor.
  • •••sorunlarımız kaçınılmazdır ve sürekli tekrarlar.Evlendiğiniz kişi kavga ettiğiniz kişidir.Aldığınız ev tamir ettiğiniz evdir.Rüya işiniz sizi fazla strese sokan iştir.Her şey kendine içkin bir zararla gelir,bize kendimizi iyi hissettirmiş olan,bir süre sonra kaçınılmaz olarak kötü hissettirecektir.>>>Kazandığımız aynı zamanda kaybettiğmizdir.
  • ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için, hayat hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. aslında hiçbir şey kendini çok tekrarlamaz, aslında çok az tekrarlar. çocukluğunuzun bir öğleden sonrasını, öyle ki, hayatınızın bir parçası olmuş, sizi derinden etkilemiş bir öğleden sonrayı daha kaç kez hatırlayacaksınız ki? belki dört, beş kez daha, belki o kadar bile değil. dolunayın çıkışını daha kaç kez izleyebileceksiniz? belki yirmi. ama yine de, her şey sanki sonsuza dek tekrarlanacakmış gibi gelir.
  • Hani hep deriz ya; ''Batı'nın 100 yıl gerisindeyiz'' diye. İşte bu metoforu anlamak için bu eser muhakkak okunmalı.Eseri okuduktan sonra kitabı asıl okuması gerekenlere ithafen ''bu eseri asıl onlar okumalı'' cümlesini kurmayı pek sevmiyorum. Hele ki bu cümleyi ''Arapların Gözünden Haçlı Seferleri''ne nakletmek (kitabı okuyanlarca biraz ilginç gelecek belki..) bence bu eser için hiç de uygun değil. Evet, eser isminden de anlaşılacağı üzere düpedüz tarih türünde bir eser fakat eseri okuduktan sonra Doğu'nun özellikle Orta Doğu'nun 1000 yıllık uyuşukluğunun teknik ve de sosyolojik nedenlerini bu eşsiz kaynaktan öğrenme şansını yakalıyoruz. Dünyaya gözlerimizi açtığımızdan beri içimize işlemiş olan Doğu'nun başarısızlığı,ezikliği; Batı'nın (bence haklı olarak) üstünlüğünün 1000 yıl öncesinde tam tersi bir durumda olduğunu bu eserde görebiliriz.Eseri okurken yaşadığımız çağda da etkisini yitirmeyen bazı toplumsal hassasiyetlerimizi görünce duruma şaşırmakla birlikte bu durumun Müslüman toplumlarında kalıtsal bir yapıya dönüştüğü kanısına vardım. Frenkler'in binlerce km uzaktan gelip Orta Doğu'yu yakıp yıkarken, insanlar katledilirken duruma isyan eden Bağdat'ta bulunan dönemin bir kadısı duruma isyan edip tam da Ramazan Ayı'nda insanlar Cuma namazı çıkışında 'Ramazan Ayı'na aldırış etmeden yiyip içmeye başlar.Bir andan çevresinde öfkeli halk birikmeye başlar, askerler kendisini tutuklamaya gelir.Kadı da binlerce Müslüman katledilirken sesleri çıkmayan insanların bir kişinin oruç bozmasının neden onları bu kadar rahatsız ettiğini haykırarak kalabalığa serzenişte bulunur. Tabi kimsenin ağzını bıçak açmaz.[syf:62] Tabloya bakınca demogoji unsurunun Müslüman toplumlarının kalıtsal bir özelliği olduğunu görüyoruz. Eserde yaşadığımız coğrafyada yaşanan savaşlara,katliamlara bakınca bu coğrafyanın, topluma hiçbir zaman huzurlu bir uyku verecek gözü yokmuş gibi duruyor.Tabi binlerce yıl öncesinden Orta Doğu'yu yönetenlerin yönetim anlayışları da yaşanan katliamların,ölümlerin bence en büyük sorumlusu.Bence eserde dikkat çekmemiz gereken en önemli yer Haçlıların fethettikleri yerleri uzun yıllar boyunca bir iç savaş yaşamadan idare etmeleri.Frenkler yurtlarında binlerce km uzakta, bilmedikleri yerleri kanla,katliamla fethedip yerleşirken tarih kitaplarında sadece 'Eski Türk Devletleri' diye hepimize ezberletilen devletleri eserde anlatılan şekliyle okuyunca çağı neden geriden takip ettiğimiz sorusuna cevap bulmuş oluyoruz.Kitapta, Frenkler fethettikleri yerlere yerleşirken dönemin Bağdat'ında 30 ay içinde 8 farklı hükümdar tarafından el değiştirdiğine dikkat çeker.Dönemin İbnü'l-Esir denilen Vekanüvüsü: ''Sultanlar pek anlaşamıyordu,Frenkler ülkeyi bu sayede ele geçirebildiler, diyecektir [Syf:64] Eseri mükemmel kılan bir diğer bölüm eserin 'Sonsöz' bölümü. Bittikten sonra bu bölüm cila gibi geldi.Amin maalouf'ın mükemmel çıkarımları var.
    ''Araplar Batı'dan gelen fikirlere açılmayı reddetmişlerdir.Uğradıkları saldırının belki de en yıkıcı etkisi bu alandadır.İşgalci açısından topraklarını fethettiği halkın dilini öğrenmek bir hünerdir;istilaya uğrayan halk açısından fatihlerin dilini öğrenmek ise bir taviz,hatta ihanettir.Gerçekten de çok sayıda Frenk Arapça öğrenirken,birkaç Hıristiyan dışında memleket nüfusu Batılıların dillerine kulaklarını tıkamışlardır'' [Syf:241] Çıkarıma bakınca modern çağımızda bile resmin pek değişmediğini görüyoruz ve ''gel de umutsuzlanma'' diyorum kendi kendime.Bu kadim topraklarda bir zamanlar her alanda üstündük;bilim,sanat, metamatik tıp..''Haçlılar' bir zamanlar çok üstün olduğumuz bu alanlardan bir şeyler kapıp bunları geliştirmekle uğraşırken bizler de bin yıldan beri doğumdan itibaren çocuklarımıza düşmanlık tohumları ektik hala da ekmeye devam ediyoruz. Eğer bu eseri belli sınıfın özellikle okumasını istersek bence ülkeyi yönetenlere tavsiye etmemiz daha yerinde olacak:) Çünkü yönettikleri ülkelerde seçtikleri politikalar 1000 yıl öncesindeki müslüman toplumların yaptıkları hataları tekrarlar nitelikte. İş işten geçmiştir belki ama bu gözyaşı dolu toprakları hak ettiği yerde görmek umuduyla...;)
    ~İyi Okumalar~
  • Ah, şu tekrarlar yok mu, tutkuyu bile nasıl da monotonlaştırıyorlardı!
  • Şâir, paletindeki boyaları cömertçe harcadıktan sonra entellektüel çıkar sahneye. Ve bütün bir asrın zihnini kurcalayan anahtar suali tekrarlar: Ne yapmalı?
  • Karanlık Madde'yi bir günde bitirdim. Adeta elime yapıştı, esir aldı beni. Bilimkurguyu damardan almak gibi bir şey. Tazeleyici bir deneyim. Yazar Crouch'ın bir senarist olması kitabın anlatısına da yansımış. Bazı arkadaşların dediği gibi kendini tekrar eden bir kitap kesinlikle değil. O tekrarlar düşündüğünüz gibi bir şey değil çünkü. Kesinlikle kusursuz, bilimkurgu tutkunkarının aklını alacak! Sinema uyarlamasının yakın bir zamanda geleceğini düşünüyorum.