Adolphe ilginç bir karakter. İkircikli bir ruh hali var. Anadolu söylemiyle gelgitli biri. Kalabalıklardan hoşlanmıyor, yalnız kaldığında ise kendisini mutsuz hissediyor. Daha önce doğru dürüst bir
"Adolphe" benim için her zaman özel kalacak bir eser nedeni ise hediyeler her zaman özel güzel anlamlı olur ancak sevdiğiniz birisi tarafından bir kitap hediye edilmesi gerçekten daha da anlamlı oluyor.
Evet eserimize gelelim söze direk "herkes aslında biraz adolphe" diyerek başlamak istiyorum. Bu sadece aşk konusunda değil çoğu zaman arkadaşlarımıza ailemize gerçek hislerimizden bahsetmeyiz/bahsedemeyiz. Bunun sonucunun ağırlığını eserde hissedebiliyorsunuz kırgınlıklar pişmanlıklar yapacağım/edeceğim söylemleri ancak cesaret bulamayışlar. Okurken çok değişik hislere büründüm bazen Ellenore sinirlendim "gerçekten değer mi?"diye. bazen Adolphe "SEvmiyorsan söyle bitir" diye çıkıştım. Günümüzdeki ilişkileri anlamak istiyorsanız durmayın okuyun derim en azından insanların içlerinde yaşadıkları o savaşı anlayabileceğinizi düşünüyorum. Eserin en sevdiğim ve altı çizili yerini yazmadan bitiremem sanırım. :)
"Birbirini aşık iki kişi arasında saklı bir şey kalmışsa ve biri herhangi bir düşüncesini ötekine açamaz olmuşsa, beraberliğin tadı kaçar, mutlulukta yok olur. Kızgınlık, haksızlık ve hatta unutkanlık bir şey değildir. Bunlar zamanla düzelebilir. Ancak böyle birbirinden bir şeyler gizlemek söz konusu olunca sevgi yozlaşır ve iki tarafın gözünde değerini ve anlamını kaybeder."
UNUTMAYIN DOSTLAR
OKUYUN!
OKUTUN!
Benjamin Constant'ın tek romanı olan Adolphe tam 204 yıl önce yazılmasına rağmen hâlâ tutkusunu, güncelliğini ve canlılığını kaybetmeden günümüze kadar gelmiştir. Romanda varlıklı bir genç adam kendisinden yaşça büyük evli bir kadına âşık olur ve bu içinden çıkılmaz ilişkide çırpınır durur. Yazar, birbirine denk olmayan iki insan arasındaki sevginin toplum tarafından nasıl hor görüldüğünü anlatmaya, üzücü, sahte, ıstıraplı tarafları belirtmeye çalışmıştır. Betimlemeler, mekân, diyalog gibi unsurlardan neredeyse yoksun olan bu kitap, yalın, gösterişsiz, arındırılmış bir şekilde anlatılmıştır. Çünkü Constant'a göre fazlalıksız ifade edilen samimi bir duygu okurun ilgisini daima çekecektir. Yazarın psikolojik saptamadaki ve karakterler üzerindeki titizliğini okurken görmeniz mümkün. Yolculuğunuz boyunca zıt hisler içinde bocalayışlarına, sevgi yüzünden birbirlerini üzüp incitmelerine şahit olacaksınız.
Sevgiyle kalın.
Kitaplarla kalın.
Benjamin Constant ın ilk ve tek romanı olan Adolphe 1816 yılında ilk baskısını yapmış. Yazıldığı tarihte Goethe, Stendhal, Puşkin, Hugo gibi yazarlar romana duydukları hayranlıkları belirtmişler. Bir çok otobiyografik öğe barındırdığı söylenmiş o dönemlerde. Varlıklı bir ailenin çocuguymuş Constant annesi küçük yaşta öldükten sonra siyaset eğitimi almış. Çevresinde Don Juan olarak da adlandırılırmış. Bir çok birlikteliği oldugu için kitaptaki Ellenore tam olarak kim çözülememiş.
Kitaba gelecek olursak bir aşk hikayesi aslında hazin bir aşk hikayesi. Çok fazla psikolojik tahlil var. Hep duygular anlatılmış ve gerçekten etkileyici anlatılmış. Çok fazla betimlemelere, yer mekan tasvirlerine yer verilmemiş.
Eğitimi için gittiği şehir de kendisinden 10 yaş büyük evli bir bayana aşık olan Adolphe un hikayesi. Aşk karşılık buldu mu? Sonrasın da nasıl ilerledi? Ve nasıl sonuçlandı?
Yalnız kitabı okuyacaklara nacizane bi tavsiye önsözü kitabı bitirdikten sonra okuyun #tatkaçıran var.
Kitap, büyük ölçüde fikirler üzerine kurulu; yoğun diyaloglardan ziyade ana karakterin iç dünyasında gelişen çatışmalarla ilerleyen bir yapıya sahip. Bu nedenle okurken metnin içine tam olarak
Kalıcı duygusal yakınlıklar kurmaktan ısrarla kaçınan yaygın bir bireysel psikolojiyi derinlemesine ele alan ilk kurmaca yapıtlardan biridir.Çok severek okudum
İnsan bağlandıkça görüş mesafesi kısalır, insan kendini rüzgarın esmesine, suyun akışına en kötüsü de görselliğin güzelliğine bağlanırsa kurtuluş pek mümkün olmayabilir.
Hayat insanı çeşitli evlerden geçirmektedir, ama galiba gönül işleri, aşk, tutku ve gizem insanları ele geçirmekte ve diğer konulara nazaran daha da çok etkiler bırakmakta ve kaybetme görememe korkusu insanı derinden kılıç misali kesmektedir.
Ki imkansızlıklar neredeyse insanoğlu da hemen onun yanı başında belirir. Ki bu çoğu zaman şaşmaz.
Adolphe adında bir genç bir Kontun eşine aşık olur gitmeler gelmeler ziyaretler derken kahramanımız iyice bağlanmıştır.
Bu bağlılık kendisinin hayat penceresini en aza indirmiş olup görüş açısını sadece tek bir noktaya toplamıştır.
Gitmeli gelmeli kabaran duygular, adı tarifi konamayan hisler ve hepsinden geriye kalan bir olay örgüsü, zorluk sonrası insan elbet bir kolaylık yaşamak ister. Lakin ipliğe atılan düğüm ne kadar çoğalırsa çözmek de bir o kadar zorlaşır ve içinden çıkılmaz bir hale gelir.
Yasak bir aşk üzerinden kişisel psikoloji üzerine yazılmış gayet hoş akıcı bir roman tavsiye ederim.
Yer yer kişilik bölünmesine maruz kalına da kahramanımıza hak vermek gerek.
Nede olsa gönülden gelene beyin aynı tepkiyle aynı hisle yaklaşamaz.
Bir denge kurmak için tüm dengeleri yıkmadan kuramaya çalışan kahramanımız Adolphe bizleri macerasına ortak etmek istiyor.
Kitapları sesli kitap halinde mi yoksa radyo tiyatrosu versiyonu ile dinlemek mi daha çekici? Bana göre tabii ki radyo tiyatrosu haliyle. Kitap karakterlerinin canlandırılmış hali bambaşka benim dünyamda. İyi ki sanat var iyi ki sanatçılar var... İyi ki Radyo Tiyatrosu var... Az da olsa dinleyicileri olması bir umut açımdan. Radyo tiyatrolarının bir gün yeniden ölü toprağını atıp canlanmasına hiç kuşkum yok.
Adolphe, fırtınalı bir aşkın anlatısı.. Hem birbirinden kopamayan hem de birbirini mutsuz eden bir çift onlar..
Kitabın konusu kısaca şöyle: varlıklı genç bir adam olan Adolphe, bir arkadaşının
Fransız göçmen bir ailenin çocuğu olan Constant ,birçok özel öğretmenden ders almış ayrıca University of Erlangen, Bavaria, ve University of Edinburgh, da eğitim almıştır. Çeşitli aralıklarla Fransa, İsviçre, Almanya ve İngiltere'de yaşamını sürdürmüştür.
1764'de Anne Louise Germaine de Staël'le evlenmiştir.
1815-30 yılları arasında Fransa da hem politik düşüncenin liderliğini yapış hem de dönemin politikasında fiili olarak bulunmuştur. Bu donemde; önce Danıştay üyesi olarak atanmış daha sonraları Fransız ulusal meclisinin kurulmasını sağlamıştır. Constant dönemin Bağımsızlar adiyle bilinen sol-liberal gurupların liderliğini yapmıştır.
Klasik liberal anlayış ile Modern liberal anlayış arasında bir ayrım yapmıştır. Ona göre, klasik Liberalizm katılımcıdır, halkın siyasi kararlara katilimi direkt olarak mümkün olmaktadır. Kararlara katilim direk olduğundan halkın siyasete ayırdığı zaman, emek ve enerji sarfiyatı çok olmuştur. Bu durum toplumsal katmanların olması hasebiyle mümkün oluyordu. Üst sınıf olan elitin zamanı siyasete giderken maddi ihtiyaçlarının karşılanması için köle insanlar çalışmak durumundaydı. Klasik toplumların sayıca küçüklüğü de direk katilimi mümkün kılmaktaydı.
Modern toplumsal yapının klasik olandan farklı olması liberal kavramın anlamını da değiştirmektedir.Modern Liberalizm bireyin özgürlüğüne ve kanunların yaptırım gücüne dayanmaktadır. Modern toplumsal yapı içindeki bireylerin direkt olarak siyasi surece katılmaları imkansızdır. Çünkü hem sayı olarak bu mümkün değildi hem de bireylerin uzmanlık alanları buna izin vermemektedir.