Adolphe Umutsuz Bir Aşk Hikayesi

10,0/10  (1 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
136 gösterim
Sâmih Tiryakioğlu çevirisi,
Çevirenin ve Barış Özkul’un önsözleri ve Paul Bourget’nin sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisi,
Kitaba dair görsellerle.

Adolphe, Fransız edebiyatı ve siyaset felsefesinde çığır açan Benjamin Constant’ın duygusal yakınlıklar, tutkular ve arzuların modern bireyin oluşumundaki önemini ortaya koyan başyapıtı.

Etrafını saran insanlardan ve ilişkilerden sıkılan Adolphe, aradığı aşkı Ellénore’da bulduğunu düşünür. Adolphe’ün ilgisine başlarda kayıtsız kalan Ellénore genç adamı tanıdıkça ona daha çok bağlanmaya, duygularını uluorta paylaşmaya başlar. Adolphe ise Ellénore’u “elde ettiğinde” ondan sıkılmaya başladığını hisseder. Buna rağmen Ellénore’dan ayrılamaması, aralarındaki ilişkiye kördüğüm halini almış bir trajik boyut katar. Benjamin Constant’ın özel hayatından birçok otobiyografik unsur barındıran Adolphe, kalıcı duygusal yakınlıklar kurmaktan ısrarla kaçınan yaygın bir bireysel psikolojiyi derinlemesine ele alan ilk kurmaca yapıtlardan biri.


“Benjamin Constant’ın tek romanı olan Adolphe, yazıldığı tarihte bir başyapıt olarak karşılanmıştı ve Goethe, Stendhal, Puşkin, Hugo gibi yazarlar romana duydukları hayranlığı belirtmişlerdi.”
TZVETAN TODOROV
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2017
  • Sayfa Sayısı:
    156
  • ISBN:
    9789750522734
  • Orijinal Adı:
    Adolphe
  • Çeviri:
    Sâmih Tiryakioğlu
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 6 Alıntı

Hürdüm gerçekten, ama artık kimse beni sevmemekteydi: herkes için bir yabancı haline gelmiştim!

Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 141 - İletişim Yayınları)Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 141 - İletişim Yayınları)

Sevişen iki insan birbirlerinden bir şey gizlediler mi, bunlardan biri ötekinden bir tek düşünce sakladı mı tılsım bozulmuş, saadet yok olmuş demektir. Öfkeyle yapılmış bir hareket, bir haksızlık, hatta bir unutkanlık, tamir edilebilir şeylerdir. Fakat bir duyguyu, bir düşünceyi gizli tutmak sevgiye yabancı bir unsur sokar ki bu hal onu bozar ve kendi gözünde kendini aşağılatır.

Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 84 - İletişim Yayınları)Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 84 - İletişim Yayınları)

insanlar o kadar hercai yaratıklardır ki yalancıktan edindikleri duyguları sonunda gerçekten hissetmeye başlarlar

Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 94 - İletişim Yayınları)Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 94 - İletişim Yayınları)

Fakat yüreğinde hep gizlemek zorunda olduğu bir fikir taşıyan kimse, sonunda doğru yoldan çıkar.

Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 127 - İletişim Yayınları)Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 127 - İletişim Yayınları)

Editörden Yanıt
Evet, bayım, bana geri gönderdiğiniz el yazmalarını yayınlayacağım (yararlı olacağı konusunda sizin gibi düşündüğüm için değil; bu dünyada herkes kendi çabaları ölçüsünde kendini yetiştirir, bunu okuyacak olan kadınların tamamı Adolphe'ten daha iyisiyle karşılaştıklarını ya da Ellenore'dan daha değerli olduklarını düşüneceklerdir); ama insan kalbinin sefaleti hakkında oldukça sahici bir hikaye olarak yayınlayacağım. Eğer bu hikayede eğitici bir ders varsa, bu ders erkekler içindir. Bu hikaye bize gösteriyor ki, bunca gurur duyduğumuz bu akıl ne mutluluğumuzu bulmamıza ne de başkalarını mutlu etmemize yarar; sağlam karakter, metanet, vefa, iyilik ancak Tanrı vergisi niteliklerdir; ve sabırsızlığı hizaya getirmeyen, pişmanlığın bir an için kapar gibi olduğu yaraların yeniden açılmasına engel olamayan bu geçici acıma duygusuna iyilik denemez. Hayattaki en büyük mesele, başkalarına yaşattığımız acıdır ve ustalıklı metafizik dahi kendisini seven bir kalbi parmparça etmiş bir adamı haklı çıkaramaz. Kaldı ki, açıklamasını yaptığı şeyi maruz gösterdiğini zanneden zihnin o kendini beğenmişliğinden nefret ediyorum; yaptığı kötülüğü anlatırken kendiyle meşgul olan, kendini tarif ederken sempati kazanmaya çalışıyor görünen ve enkazların arasında yok edilemezmiş gibi süzülerek pişman olacağı yerde kendini analiz edip duran o kibirden nefret ediyorum. Kendi yetersizliğinden ötürü sürekli başkalarına sataşan ve kötülüğün etrafında değil de bizzat kendinden kaynaklandığını göremeyen o zayıflıktan nefret ediyorum.

Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 150 - İletişim Yayınları)Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 150 - İletişim Yayınları)

Şüphesiz ki kendimi mazur göstermek istemiyordum. Hatta kendimi, başka birisinin yapacağından daha da sert bir şekilde suçlu buluyorum. Fakat sırası gelmişken hiç olmazsa şunu açıkça söyleyebilirim ki ben, hiçbir zaman hesapla hareket etmiş değilim: Hareketlerime daima gerçek ve tabii duygular hakim oldu. Öyleyse nasıl oldu da bu gibi duyguları beslediğim halde, bu kadar uzun zaman kendimi de, başkalarını da ancak bedbaht edebildim.

Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 122 - İletişim Yayınları)Adolphe, Benjamin Constant (Sayfa 122 - İletişim Yayınları)