Taner Durmaz

Taner Durmaz
@Tanerdurmazwan
Moşi Sarı Gelin Anne ben hasta mıyım? Nebun Beton çiçeği Çöl sevişmeleri Masanın altındaki gergedan Naciye Saçımı çeken rüzgar
8/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2026 133. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 07:23
Dinin sermayeye alet edilmesini, taşranın çürümüşlüğünü ve "ne kadar kutsal görünürsen o kadar kirli olursun" gerçeğini. "Hacı Ağa'nın gözü mübarekti; nereye baksa orada bir kazanç kapısı açılırdı."
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,880 okunma
Reklam
Aleviye hanim
5/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:07
Sadık Hidayet, Aleviye Hanım'da toplumun ikiyüzlülüğünü, insan ilişkilerindeki çıkarcılığı ve bireyin yalnızlığını çarpıcı bir dille anlatıyor. Kısa ama etkisi uzun süren bir eser. Karakterlerin iç dünyası kadar diyalogları da dikkat çekici. Hayatınızda duymadığınız tüm küfürleri de bu kitapta öğrenebilirsiniz. Ancak bu sert dil, eserin anlattığı dünyanın gerçekliğini güçlendiren önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.
Aleviye HanımSadık Hidayet · Alfa Yayıncılık · 202442 okunma
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 08:19
Suzan Defter, insanın kendi iç sesiyle ne kadar uzun süre yalnız kalabileceğini gösteren, sessiz ama derin bir roman. Ayfer Tunç bu kitapta büyük olaylardan çok kırılmış insanların iç dünyasını anlatıyor. Roman iki farklı defter üzerinden ilerliyor. Aynı olaylara iki ayrı insanın gözünden bakıyoruz. Bu da okuru sürekli şu soruyla baş başa bırakıyor: “Gerçek hangisi?” Çünkü herkes kendi acısını, kendi yalnızlığını anlatıyor ama hiçbir hikâye bütünüyle masum değil. Kitabın en güçlü yanı bağırmadan etkileyebilmesi. Gösterişli cümleler yerine gerçek duygular var. Özellikle yalnızlık, pişmanlık ve anlaşılamama hissi romanda çok ağır ama çok doğal işlenmiş. Suzan karakteri sadece bir kadın karakter değil; toplumun içinde görünmeden yaşayan, içten içe tükenen insanların temsilcisi gibi duruyor. “Suzan Defter”, olay odaklı değil duygu odaklı bir roman. Bu yüzden hızlı değil, sindirilerek okunması gereken kitaplardan biri. Bitince insanda büyük bir şaşkınlık bırakmıyor belki ama sessiz bir iz bırakıyor. Bazı kitaplar bağırır, bazıları ise uzun süre insanın içinde konuşmaya devam eder. Bu kitap ikinci türden.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 03:28
Dimdik Kale, yalnızca bir savaşın değil; onurunu teslim etmeyen insanların direnişinin hikâyesidir. Kalede toplanan insanlar sayı olarak azdır, imkânları sınırlıdır; karşılarında ise yüzbinlere yaklaşan büyük bir güç vardır. Ama roman bize şunu gösterir: Bazı savaşlar sayı ile değil, inanç ve birlik ile kazanılır. Kaledeki insanlar korkuyla değil, aynı amaç etrafında birleşerek ayakta kalır. Her biri tek başına sıradan görünse de birlikte bir iradeye dönüşürler. Bu yüzden düşman sadece taş duvarlara değil, teslim olmayan bir ruha saldırır. Binlerin, yüzbinlere karşı direnebilmesinin sebebi de tam olarak budur: Ortak bir dava uğruna kenetlenmeleri. Romanın en çarpıcı yanı ise ihanetin gölgesidir. Düşman dışarıdadır ama kaleyi asıl zayıflatan içerideki ihanettir . Buna rağmen kale teslim olmayı kabul etmez. Son ana kadar direnir ve yenilgiyi boyun eğmekte değil, mücadeleyi bırakmakta görür. Bu yüzden sonunda kaleyi düşmana bırakmak yerine havaya uçurmak, sadece askerî bir karar değil; “teslim olmadan yok olmayı seçen” bir iradenin sembolüne dönüşür. Eser, okuyucuya şu duyguyu bırakır: Bazı kaleler taşla değil, onurla ayakta durur. Ve o onur yıkılsa bile teslim olmaz.
Dımdım KalesiEreb Şemo · Dara Yayınları · 2019610 okunma
Kardeşimin Hikayesi
Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 23:18
Bu bir cinayet romanı değil. Bu, insanın kendine karşı işlediği suçların tutanağı. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsun: Bazı insanlar öldürmez… Ama gerçeği boğar, hatıraları çarpıtır, kendini yeniden inşa eder. Ve bunu yaparken en çok da kendi ruhunu parçalar. Hikâye ilerlemiyor aslında, çürüyor. İçten içe, sessizce, kaçınılmaz bir sona doğru. Zülfü Livaneli burada bir katil yaratmıyor, bir insanın nasıl kendi karanlığına dönüşebileceğini gösteriyor. Ve kitap bittiğinde geriye şu kalıyor: Ne masum var, ne suçlu. Sadece yüzleşmekten korkan bir zihnin enkazı.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2024126,6bin okunma
Reklam