Yaşamla ilgili kuşkularınız mı var? Bu kadar derdi çekmeye değip değmediğinden emin değil misiniz? Gökyüzüne bakın: Sizin için orada. Sokakta yürürken insanların yüzlerine bakın: O yüzler sizin için.
Sokağın kendisi, sokağın altındaki toprak, toprağın altındaki ateş topu. Bütün bunlar sizin için. Sizin olduğu kadar başkaları için de.
Sabah uyandığınızda bunu anımsayın ve hiçbir şeyinizin olmadığını düşünün. Ayağa kalkıp yüzünüzü doğuya dönün. Şimdi gökyüzüne şükredin, gökyüzünün altındaki her insanın içindeki ışığa şükredin. Emin olmamanın sakıncası yok. Şükredin.
Farkında olmaksızın, başka biri olup çıkmıştım. Eski benliğimi, kurumuş bir kabuk gibi geride bırakmıştım ama yeni benliğime de bütünüyle sahip çıkamamıştım. Bir geçiş döneminde, iki ayrı varlığı bünyesinde barındıran, hibrid bir yaratık gibiydim. Ölümü çılgıncasına kovalıyor, en tehlikeli sokaklarda tek başıma dolaşıp en tehlikeli insanlarla iletişim kurmaya çabalıyordum. Öte yandan, yaşama
hiç bu kadar sıkı sarılmamış, dünyayı hiç böyle, karşılıksız içten sevmemiştim.