Kadınlar kamusal alanda ne kadar yoksalar, temsilleri o kadar boldur. Olympos tanrıçalarla doludur, fakat Yunan şehir-devletlerinin kadın yurttaşı yoktur. Bakire Meryem, (erkek) papazların kutsama işini yaptıkları sunakların üstünde hüküm sürer. Marianne, rejimlerin en erkeği Fransız Cumhuriyeti'nin vücut bulmasıdır. Kadın -imgelenmiş, imgesel, hatta fantezileşmiş- diğer her şeyi özetler.
''Milano tarihçisi'' rahip Giuseppe Ripamonti, 1640 yılında Milano'da yayımlanan ''De peste quae fit anne 1630'' adlı kronolojik anlatıda şöyle yazar: ''Hekim zor bulunuyordu, çünkü hekimler saklanıyor veya hekim değilmiş gibi davranıyorlardı.'' Rahip şu eleştiriyi getirir: ''Çok bol maaşlar vaat edilse de, çok sayıda hekimi konutlarından dışarı çıkarmak mümkün olmuyordu: Hekimler gizleniyor, sonlarının ölüm olmasından korkuyorlardı.'' Veba, hakikati gözler önüne serer, ''yalnızca adı, hastalara rahatlama ve şifa kazandırma olan bir sanata'', bir mesleğe özgü azmi ortaya koyar.
Veba, yalnızca ölüm oranı yüksek bir hastalık, demografik bir felaket, ekonomik-toplumsal bir yıkım değildir; aynı zamanda varoluşsal bir trajedi, sivil ve ahlaki bir bozulmadır.