Ansızın Okur

9/10
·381 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
Romanın geçtiği zamanlar, İstanbul’un işgal dönemleridir; deyim yerindeyse kara günler… Yakup Kadri bu romanında karakterlerini genel olarak İstanbul’un Türk zengin sınıfları ve işgalci güçlerin oluşturduğu yeni çevrenin zabitleri arasından seçer. Bu karakterler kimlerdir? Başta Sami Bey ailesi; kızları Leyla; dayısının oğlu ve nişanlısı Necdet; Leyla ile ilişkisi Necdet’i huzursuz edecek boyutlara ulaşan İngiliz subayı Captain Gerald Jackson Read; onun arkadaşı Captain Marlow; yine İngiliz zabitlerinden Major Will; Atıf Bey ve karısı Azize Hanım; Madam Jimson (Osmanlı azınlıklarından, yüksek ihtimalle Rum) ve kocası; Orhan Bey; Fanny Moore (Amerikan) ve Nermin. Yakup Kadri’nin amacı, bu karakterler üzerinden işgal altındaki İstanbul’un yaşamını, Türk tarihinin anılmak istenmeyen bir dönemini anlatmaktır. Ancak kitabın son kısmına kadar bu amacını daha çok satır aralarında görmekteyiz. Genel olarak karakterlerin cinsel arzularının doyumsuzluğu, edebiyatımızda o dönem için pek yaygın olmayan eşcinsel ilişkilerin varlığı (Fanny Moore–Nermin, Captain Marlow–Atıf Bey) bir çürümüşlük içerisinde sunulur. Elbette karakterler ilişkileri açısından tek eşli bir yaşam sürmezler. Örneğin, kitabın ana karakterlerinden Leyla, Necdet ile nişanlı olmasına rağmen Captain Gerald Jackson Read ile de bir flört içerisindedir; Gerald ile ilişkisi sona erince başka erkeklerle görüşmeye devam eder. Aynı şekilde Captain Gerald Jackson Read, İstanbul’daki zabitler arasında kadınlar tarafından sürekli peşinden koşulan biri olarak anlatılır. Diğer bazı karakterlerde de benzer bir yaşam tarzı görülür. Kitabın adının neden “Sodom ve Gomore” olduğu, bu ilişkiler ağı üzerinden anlaşılabilir. Yazar, bu yaşam tarzının Tevrat’ta yer alan Lut Peygamber’in kavmi olan Sodom ve Gomore’de görüldüğünü
Edebiyat
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · Birikim Yayınları · 19816,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Spoiler içerebilir, ama iyi bir incelemedir :)
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 02:56
Cevdet Kudret Solok, Yedi Meşale Edebiyat Topluluğu’nun kurucularından; edebiyatımızın önemli şairlerinden ve edebiyat tarihçilerinden biri. Roman alanında tek eser vermiş gibi bilinse de aslında bir üçleme yazmıştır: Sınıf Arkadaşları, Havada Bulut Yok, Karıncayı Tanırsınız. Bu üçlemenin ilk kitabı olan Sınıf Arkadaşları, sanatsal açıdan “çok büyük bir roman” iddiası taşımaz belki ama anlatımı, içeriği ve samimiyetiyle çok güçlü bir metin. Okurken kimi yerde güldürüyor, kimi yerde duygulandırıyor, kimi yerde tek bir cümleyle insanı düşündürüyor. Bitirdiğinde de insanda şu his kalıyor: Keşke Cevdet Kudret daha çok roman yazsaymış. Romanın ana karakteri Süleyman. Hikâye Birinci Dünya Savaşı yıllarında başlıyor. Süleyman’ın babası kunduracıdır, ailesini geçindirirken seferberlik emriyle orduya alınır ve Musul’da şehit olur. Savaş yıllarında Süleyman annesi, anneannesi ve dedesiyle birlikte yaşar. Daha sonra yaşanan bazı gelişmelerle annesiyle birlikte yaşamaya başlar. Savaş dönemi olduğu için hayat onun için hiç kolay değildir. Yokluk, yoksulluk, geçim derdi hayatın parçasıdır. Buna rağmen annesi, Süleyman’ın okuması için her türlü fedakârlığı yapar. İstanbul’un tarihi semtlerinden biri olan Fatih’te geçen bir çocukluk… İlkokul ve sultani eğitimini burada sürdürür. Romanın sonunda ise sultani biter, Süleyman Edebiyat Fakültesi’nde okur ve öğretmen olur. Ama kitap sadece Süleyman’ın hayatını anlatmaz. Adından da anlaşılacağı gibi, sınıf arkadaşlarının hayat hikâyeleri de anlatılır. Behçet, Tahsin, Cezmi, Bilal, Halil, Kevkep, Ferhat, Veysel, Kenan, Yakup, Bekir, Haydar, Şevket… Kimi kısa, kimi uzun anlatılır; kimisi okul sürecinde ayrılır, kimisi sonradan hikâyeye girer. Cevdet Kudret bu karakterler üzerinden: • savaş yıllarındaki zorluğu, • ekmek karnesi
Edebiyat
Sınıf ArkadaşlarıCevdet Kudret · Evrensel Basım Yayın · 2012102 okunma
9/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 00:00
Afganistan’da bir evin içinde savaşın içerisinde yaralanarak bitkisel hayata girmiş adam… Başucunda ise eşi… Kadın, kocasının bitkisel hayattan çıkmasını umutla bekler. Bu sırada savaş tüm şiddetiyle sürer. Kadın, başlarda eşine ilaçlarını verir; iyileşmesi için çabalar, dini vecibelerini yerine getirir. Ancak bir süre sonra, içinde biriktirdiklerini ona anlatmaya başlar: dertlerini, anılarını, hayallerini, üzüntülerini… Bu anlatım, kadının içten içe yükselen bir haykırışına dönüşür. Kadın, kocasını “seng-i sabur” (sabır taşı) olarak görür. İnanışa göre sabır taşı, insanın içini döktüğü, her şeyi sessizce dinleyen ve sonunda çatlayıp paramparça olan bir taştır. Kadın konuştukça adam dinler; adamın tepkisizliği, kadının en büyük sırrını dile getirmesine kadar sürer. O sırrı anlattığında ise her şey trajik bir sona ulaşır. Kitap, satır aralarında Afganistan’daki toplumda kadının yerini, erkeklerin kadına bakışını, savaşın insanlar üzerindeki yıkıcı etkisini ve dinin bu düzeni meşrulaştırmak için nasıl kullanıldığını gözler önüne serer. Okuyun, okutturun :)
Alıntı
Sabır TaşıAtiq Rahimi · Can Yayınları · 2023812 okunma
İyi ki varsın Yu Hua…
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 00:00
Kitabın baş kahramanı Yang Fei öldükten sonra kendini “araf” dediğimiz bölümde bulur. Yedi gün boyunca bu bölümde önce kendi hayatını anlatmaya başlar, bu anlatım yer yer oldukça duygusaldır. Anlatırken ilginç doğumundan başlar, evlenip boşandığı eşine kadar, hatta ölümünün nasıl gerçekleşip “araf” dediğimiz bölüme gelmesinden bahseder. Tabi bu “araf” dediğimiz bölümde başta eşi olmak üzere farklı ruhları da görür ve aslında onlar dünyada gördüğü tanıdığı insanlardır. Ölüm dediğimiz herkesin başına gelecek olayı diğer ruhların yaşamları üzerinden anlatır. Bu anlatımları yaparken satır aralarında kendi ülkesinin yönetimine, çarpıklıklarına dair de eleştiride bulunur. Bunu öyle ustalıkla yapar ki, insan bu nasıl olabilir demeden kendini alamıyor. Peki ölüm gerçekten bir eşitlik sağlar mı? Yu Hua öldükten sonrada eşitsizliğin sürdürdüğünü ustalıkla işler. İnsanların ekonomik durumlarına göre “araf” dediğimiz alanda yandığı fırınlar bile farklıdır. Ayrıca geride kalan kişiler kendisine mezar yapmadıkları sürece ölüler yine “araf” dediğimiz alanda dolaşmaya devam edeceklerdir. Tabi mezar yaptırmak da ekonomik olarak toplumun her kademesindeki insanın yapabileceği bir şey değildir. Yu Hua burada aslında dünyadaki var olan eşitsizliğin ölüm ile bile sona ermediğini anlatmak istemiştir. Yine muhteşem bir eser yine Yu Hua diyorum. “Yaşamak” ve “Yedinci Gün” mükemmel eserler gerçekten… “Kanını Satan Adam” bekle beni tez zamanda geliyorum :)
Edebiyat
Yedinci GünYu Hua · Jaguar Kitap Yayınları · 20251,928 okunma
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2024 17. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2024 00:00
Türk Edebiyatı’nda bir baş yapıtın adıdır: “Bir Gün Tek Başına” Vedat Türkali ile fikri olarak belki hiç benzemiyoruz, ama edebiyatın bir fikri, ideolojisi yok gerçekten. Okurken sadece okumadım, yaşadım aynı zamanda bu güzel kitabı. Vedat Türkali’nin ikinci okuduğum eseri, ve son eseri olmayacak diye düşünüyorum, çünkü hemen bir başka kitabını aldım kendisinin. … Kitabımızın zamanları 1959-1960 ( Kitap 26 Mayıs 1960’da son buluyor. Yani Türkiye’deki ilk darbeden bir gün önce) Karakterlerimiz eski öğretmen ama olayın geçtiği zamanlarda kitapçı Kenan, onun eşi Nermin, kızı Zeynep. Bir de yakın arkadaşı var Kenan’ın: Rasim ve onun eşi Refiş. Kitabın Kenan ile diğer önemli bir kahramanı ise Günsel. Günsel ile Kenan arkadaş ortamında tanışırlar ve kitap bu tanışma ile bambaşka bir yöne evrilir. Kenan: öğrencilik yıllarında sol hareketin içerisinde yer almış, öğretmenlik yaparken bir gün içeri alınır. Yediği iki tokat ile sol hareketin içerisinden ayrılır ve kitapta sürekli vurgulandığı gibi “küçük burjuva” hayatı yaşamaktadır. Sürekli eski devrimciliği ile burjuva hayatı arasında gelgitler yaşamaktadır. Günsel: kendisi okulunu bitirmiş, kütüphanede çalışan biridir. Öğrenci iken içerisinde bulunduğu sol hareketin sarsılmaz takipçisidir ve Kenan’ın aksine bu hareketin içerisinde aktif görevler almaktadır. 23 yaşında genç bir kız olmasına rağmen fikirlerine bağlılığı ve abisinin tanınmış bir devrimci olması nedeniyle saygı duyulan biridir. Rasim: Devrin ve düzenin adamıdır. Kitap boyunca davranışları aynı olan tek karakter denebilir. Kendisi devrin önemli siyasi kişileri ilişkiler kurarak mevkisini ve çevresindekileri korumaktadır. Nermin: Kenan’ın eşidir. Klasik Türk aile yapısı içerisinde kocasının her şeyine katlanan eş ve çocuğunun üzerine titreyen bir anne
Edebiyat
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Adam Yayınları · 19806,5bin okunma