Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o benim. Çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak. Ben silahsız bir askerim de ondan. Törenler askeriyim ben. Cumartesi ve Pazar askeri. Aslında karışık bir şey, kime ne söylenebilir? Bir sıkıntıyı ısrarla büyüterek, asıl büyük sıkıntıya ısrarla giden, tümün attığı çekirdek. Pis bir köleliğe ve sonsuz çılgınlığa varacak bir oluşumu sıkıntıyla bekleyen bölünmez varlık'ın ben'i.
Ondan severim sıkıntıyı. Sevincin o amansız, o aşağılayıcı bönlüğünden korur beni.
Ne söylenmişse ve ne söylenmemişse, ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa, ne düzeltilmişse ve ne düzeltilmemişse ondan sıkılan biri. Belki, söylenmemişin, yapılmamışın ve düzeltilmemişin telaşı içinde biraz. O kadar. Ve sıkıntılı. Ve sıkıntılı.
Işte böyle başlıyordu her yerde mutsuzluk. Ve mutsuzluk büyük bir umut gibi çekiyor kendine beni. Değişiyorum ve çoğalıyorum gibi. Tek büyük doğrunun yarım dilimi o. Kim bilebilir işe yaramanın değinmesini? Ha!.. Cumartesi ve Pazar günlerinde. Yorgun, izinli ve silahsız bir asker.
Sonra kim döneniyor ortalarda benden başka. Şiir yazdığım söyleniyor ortalarda. Değil.
Ben, kutsal bir bahaneyim, belki de bir sığınağım kendime.
Sayfa 420 - Papirüs, Sayı 4, Eylül 1966·Kitabı okudu
1926 yılı Ağustos'unda İstanbul'da doğmuşum. Hayatım düpedüz ve kupkurudur. Alaka çekecek bir macera olmamasından, herkesinkinden ayrı bir hususiyet taşımamasından ayrıca haz duyarım.
Ilk tahsil çağım birçok şehirlerde geçti ve orta mektepten itibaren muhtelif askeri mekteplerde tahsilimi ikmale çalıştım. Halen Posof Askerlik Şubesi'nde Muamele Memuru olup bir çocuk babasıyım. İşte bu kadar.
Şiire gelince, ne zaman başladığımı, ilk heyecanlarımın sebep ve neticelerini hatırlayamıyorum.
Öyle sanıyorum ki, o doğduğumdan beri bende mevcut.
Gayet kısır ve nankör bir ilhama sahibim, buna rağmen şiir benim için geriye atılması imkansız bir ihtiyaçtır. Yazamasam da duyarak yaşayacağım.
Şiire, topluma hizmet ettiği derecede değer veririm. Şiirlerimin hepsini seversem de birçoğunu, hatta ekseriyetini beğenmem veya daha doğrusu hangisini beğenmem lazım geldiğini kestiremiyorum. Fakat herhangi bir yerde bana: Bir şiirini oku deselerdi "Ölüme dair konuşmalar 5"i söylemeye başlardım.
Her şeyimi yazarken duyduğum ruh hali hemen hemen aynıdır. Sadece içerden bir garip tazyik.
Sayfa 419 - Kaynak Dergisi, Sayı 24, Aralık 1949·Kitabı okudu
... herkes yaşamını, daha üstün gördüğü bir yaşama uydurma yarışında. Öylece daha mutlu olacağını sanıyor belki. Aslında tam tersi elbet. Pahalı yaşamaların ucuz kopyaları, sonunda sadece bir kırgınlık ve hüzün bırakır insana.