Birbirine bağlanmayan, türüne hizmet etmeyen....Uzun uzadığa yazmaya üşendiğim vasat bir kitaptı. İthaki nin bu serisinden umutluyum umarım diğerleri gözümü kara çıkarmaz.
Ana makale olan Kleopatra makalesinden oldukça doyurucu yeni bilgiler öğrendim; oldukça keyifliydi. İkinci olarak ise Viktorya döneminde ölüm konulu bölüm oldukça ilginçti.
Kitap twilight evreninde geçen bir hikaye gibiydi. Aslında polisiye bir kitap olduğunu da söyleyemeyeceğim. Polisiye kitaplarda olan o gizemi bana hissettiremedi. Kitabın ana odaklandığı husus, cinayetten daha çok ana karakterin hayatın olağan akışı içinde yaşadığı olaylardı.( Çoğu da cinayetle ilgisiz. Olay örgüsünün ilerlemesine katkıları yok. Yani silah patlıyor ama boşuna :) ) Ayrıca romanın karakterleri aşırı derece sığdı. Yani karakterler yeşilcam filmlerinde ki gibi uç noktalarda, gri tarafları hiç yok malesef :(
Yazar bir hususu başından sezdirdi. Katilin kim olduğunu kitabın başından sezinledim. Bu sebeple biraz üzdü. Cinayet sebebinin de klasik bir hikayeye dayanması sebebiyle fazla keyif aldığımı söyleyemeyeceğim ancak yazarın kalemine diyecek lafım yok :)
Kitabı okuduktan sonra Şahsiyet dizisinin farklı bir versiyonunu okumuş gibi hissettim. Birinde kapanmamış hesaplar; birinde ise daha fazlasını isteyen biri vardı.