Haydar Ali (EVN) TMY

Haydar Ali (EVN) TMY
@Taskafam
Doğru ve yanlış kavramların ötesinde bir toprak var seni orda bekleyeceğim...!
Peyzaj mimarlığı
İzmir Ege Üniversitesi
İzmir
39 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·261 syf.··
2020 1. kitabı
Kitabın arasına farklı kitapların girmesiyle, kitabın bitmesi uzun ve üzerimdeki hazzın etkisi azaldı doğrusu. Ama şunu söyleyebilirim ki eğer dünya dediğimiz bu kıyısız gezegene iyi veya kötü gibi bir oran verirsek, dünya çürümüş ruhlar sergisi gibi olur, çünkü kendi benliğini yüceltmek adına her türlü canavarlığı yapan insanlar var, nitekim bir adayı sadece çocuklar doldursa bile. " Bozulduğu zaman insandan daha korkunç bir yaratık yoktur." Tolstoy'un bu sözü azda olsa kitabı özetler durumda. Keyifli okumalar diliyorum.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Haydar Ali (EVN) TMY

, bir kitap okudu
Puan vermedi·261 syf.··
2020 1. kitabı
William Golding
7.7/10 · 97,4bin okunma
Gece yarılarında aklıma geldiğinde penceremden bakıyorum. İstanbul senin gözlerinden akmış kapkara; sen şehir oluyorsun birdenbire, karanlık bir İstanbul, içinde kayboluyorum, bulursam kendimi vuracağım, ama karanlık, bulursam kendimi vuracağım, bir Ahmet Kaya şarkısını boşaltacağım beynime, kalbimi bir cami avlusuna terk edeceğim, ama kapkaranlık, pencereden bakıyorum ve gece yarısı bir radyo istasyonundan taşan delilik gibi bırakıyorum kendimi şehre; senin karanlığına. Senin gözlerini siler gibi dokunuyorum gökyüzüne. “Beni onlara verme.” Tarık Tufan
Sicilya’nın bir kasabasında kadınlar hiç rahat durmaz, ikide bir kocalarını aldatırlarmış. Kasabanın yaşlı papazı, kocasını aldattıktan sonra kendisine gelen ve günah çıkartan kadınlardan bıkmış. Günlerden bir gün, yine bir kadın gelmiş, “Papaz efendi! Şeytana uyup yine kocamı aldattım” demiş. Papaz öfkelenmiş: “Ayıptır günahtır, sürekli kocamı aldattım diye geliyorsunuz. Bundan sonra en azından ‘ayağım taşa takıldı’ deyin, ben anlarım.” Bu durum, kadınlar arasında anında yayılmış. Kilisedeki yoğunluk hiç azalmamış, artık kadınlar “Ayağım taşa takıldı” diyor; papaz günah çıkartıyormuş. Gün gelmiş, ihtiyar papaz ölmüş. Yerine gelen yeni papazın da ‘taşa takılma’ seansları sürüyormuş. Durumdan bihaber olduğu için, “Ne kadar namuslu bir kasaba. Hanımların ayağı taşa takılsa, günah çıkartmaya geliyorlar” yorumunu yapıyormuş. Bir gün, papaz ile Belediye Başkanı buluşmuş, sohbete koyulmuşlar. Papaz, Belediye Başkanı’na bir ricada bulunmuş: “Başkanım, derhal kaldırımları onarın. Kasabanın hanımları, hemen her gün taşa takılıp düşüyorlar...” Bir önceki papazın durumu anlattığı Başkan kahkahalarla gülmeye başlamış. Bu tavırdan çok rahatsız olan papaz, Başkan’a yüksek bir ses tonuyla cevabı yapıştırmış: - “Başkan, Gülüyorsunuz ama, en çok da sizin eşiniz taşa takılıyor...”. ALINTI "Zaten dünya büyük bir şey değildir Hasanım Ali, kimi zaman sevdiğimiz insanın yüzü, kimi zaman hayal edilen bir dokunuşun büyüsü, kimi zaman da kapıldığımız bir hevesin genişliği kadardır." -- Hasan Ali Toptaş
Tanıdığım En İlginç İnsan ''ARDAŞ''
2010 yılının son günleriydi. Ankara’da, bir parkta arkadaşımı beklerken kitap okuyordum. Yanıma orta yaşlarda, saçı sakalı birbirine girmiş, kirli, kâğıt toplayıcısı bir adam geldi. Kâğıt topladığı el arabasını biraz ileriye bırakıp selam verdi. Elimdeki kitaba bakarak ‘’Psikanalitik kuramın babası’’ dedi. Doğru söylemişti, Freud’un Aforizmalarını okuyordum. Şaşırmıştım. Nereden biliyor bu adam bunları diye düşünürken cebinden bir poşet çıkarıp tütün sarmaya başladı. ‘’O kitapta şöyle yazıyor’’ dedi; ‘’Bir gün dönüp geçmişe baktığınızda, mücadelelerle geçen hayatınızın en güzel yılları olduğunu fark edeceksiniz. ‘’ Freud’un en sevdiğim sözünü ezberlemişti. O an anladım ki bu boş bir adam değil. Tanışıp, sohbet etmeye başladık. İsmi Ardaş’mış . Ankara Üniversitesi Matematik bölümünü bitirdikten sonra annesiyle Almanya’ya gitmişler. Orada bir şirketin muhasebe işlerini yapmaya başlamış. Evlenmiş, kızı olmuş. Türkiye’ye 10 yıl sonra ilk kez annesinin cenazesini getirmek için gelmiş. Annesini defnettikten sonra geri Almanya’ya dönmüş. Güzel bir düzeni varken trafik kazasında eşini ve kızını kaybetmiş. Geri Türkiye’ye dönmüş. İlk zamanlar işsiz kalmış. Komilik, valelik, temizlikçilik yapmış. Hakaretlere dayanamayıp hepsinden ayrılmış. Kimseden iş istememiş. Kağıt toplamaya başlamış. Gözlerinin içine ilgiyle bakarak dinlediğimi gördükten sonra beni yaşadığı yere davet etti. 2 gün sonra yılbaşı gecesiydi. Ne yapacağını sordum. ‘’Şatomda olacağım’’dedi. ‘’Beni de kabul eder misin?’’ dedim. ‘’Memnun olurum’’ dedi. 2 gün sonra, yılbaşı akşamı Ardaş abinin Şato dediği balıkçı barınağına benzer ahşap kulübeye geldim. İçerisi düzenliydi ama biraz kirliydi. Bunları hiç umursamadım çünkü kulübenin 2 duvarı boydan boya kitaplarla doluydu. Tahtadan raflar yapmış kitapları onlara