Açlık grevimiz üç haftadan beri sürüyor. Ölümü çoktan göze almışız. Kararlılığımızı cezaevi yönetiminin aklı almıyor. Ama bizim aklımız onların aklıyla sınırlı olamaz. Olsaydı içeride işimiz neydi ki?
Onu, yaşamının henüz on dördünde, açmaya hazırlanan bir tomurcukken asılsız ihbarlar yüzünden yakalamışlar, dört kat yerin dibindeki ağır, nemli, pis hücrelerden birine atarak ağır ağır yaşlandırmışlardı.
On dördünde ölmek istiyor, ölümü özlüyor, ölümü
arıyordu...
Tecrit odasındakiler birer ikişer sorguya çağırılıp işkencelerden geçirildikten sonra, ağır komalar,
et lapaları halinde, dört kat yerin dibindeki hücrelerine indirilerek atılıyorlar.
Suçlu yaratmak, düşünceden korkan
gerici, faşist yönetimlerin özelliklerinden biriydi bu.
Düşünce üreten insanları, düşünce donmuşluğu içinde yaşayan yöneticiler, kendi varlıkları için büyük tehlike görürlerdi.