Eda Taştekin

Sonsuz Sevgilerimle
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
/*Spoiler*/ Bir kadının başına gelebilecek kötü olaylar serisinden oluşuyor sanki kitap. Kadın sevdiği adamı kaybediyor. Daha yasını tutamadan ölen nişanlısının kardeşiyle evlenmek zorunda kalıyor. Evlenmek zorunda kaldığı kişi öfke problemleri olan, yalnızlığı seven, yanında olmaktan hoşlanmayan, ve belli ki ortak hiçbir noktası olmayan biri. Bir şekilde hamile kalıp bir de ikiz hamileliğin zorluğunu yaşadıktan sonra, bu süreçte kendisine gram yardım etmediğine hatta işleri daha da zorlaştırdığına emin olduğum kocasına katlanmanın yanı sıra, bir de ciddi bir doğum sonrası depresyonu gelince hayattan zerre hoşlanmayan depresif bir kadına dönüşüyor. İş intihar noktasına geldiğinde, sorunlu kocası onu kurtarsa da birkaç gün içinde vefat ediyor. Öldükten sonra rahat kalıyor mu kadıncağız? Tabi ki hayır. Öfke sorunları olan adam, yeni biriyle evlenip kitabın son noktalarına kadar kendisindeki bütün olumsuzlukların sebebi gereksiz yere depresif olan eski eşiymiş gibi anlatıp duruyor. Ancak eninde sonunda adamla ilgili gerçek ortaya çıkıyor: adamın sorunu ağır çocukluk travması. Açıkçası Eloise Bridgerton için çok daha farklı bir son hayal ederdim, çok daha zeki, kitap kurdu ve mükemmel bir eş. Bu açıdan ufak bir hayal kırıklığı oldu tabi. Ama kurguyu bir kenara bırakırsak kitabın da savunduğu şey şu: eşler birebir birbirinin aynısı olmamalı veya tamamen zıttı olmamalı, ortak noktaları da farklı noktaları da olmalı. Bu konuyu da gayet güzel, akıcı ve insanı kendi dünyasına çekebilecek şekilde işlediğine katılıyorum. Serinin bir sonraki kitaplarında Eloise'in psikolojisi nasıl olacak merak ediyorum, henüz bir sonraki kitabına bakmadım ama umarım bir şekilde değiniyordur bu konuya. İşin sonuna bir yerlerde yine (intahar kadar olmasa da) benzer bir sonla karşılaşabileceğini
Edebiyat
Sonsuz SevgilerimleJulia Quinn · Epsilon Yayınevi · 20191,387 okunma
Reklam
*Biz Hakkında
6/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2023 55. kitabı
·
119 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2023 12:55
Aslında başlangıç güzeldi. İnsanlık geleceğine dair naif bir distopya olarak yazılmak istendiğini düşünüyorum. İnsanlık sonunda matematiksel bir düzene oturtulmuş, her şeyin (sanatın bile) bir denklem veya teorem ile oluşturulduğu ve mükemmelleştirildiği, mutluluk kavramına ulaşmayı vadeden, hatta ulaştığını iddia eden bir topluluk: Tek Dünya Devleti. Ama bu eksiksiz olduğunu iddia eden matematiksel düzene sahip toplumun da tabi ki kusurları var: Halkından gizlediği duvarların ardında özgürlüğü karşılığında bir hayvan gibi yaşamaya mecbur bırakılmış ikinci bir topluluk ve çare bulmaya çalıştığı (acımasız bir yöntemle de olsa bulduğu) bir hastalık, yeni dünyanın vebası: Ruh. Bu ruhun varlığına yakalanan insanların belirtileri rüya görme, hayal kurma ve sanrılar. Bu hastalıktan muzdarip insanlar tek dünya devletinin getirdiği düzenini devirmek için hazırlanıyor. Açıkçası sonuna kadar kitabı sevmiştim. Ama kitabın sonunda bu kadar uzak bir geleceği yansıtırken hala 'Hristiyanlar muhteşem hayata, diğerleri maymun misali yaşamaya layık' gibi bir fikrin öne sürülmesine, hatta kitabın kilit noktasını bu noktaya bağlanmasına karşıyım. Burada karşı çıktığım şey Hristiyanlık değil, hala dünya üzerinde olan X dini veya Y devleti farketmiyor açıkçası. Sadece bu kadar güzel bir distopya kurulmuşken günümüzde bile yıpranmaya yüz tutmuş bir takım kavramların kullanılmasının incelikle düşünülmüş kurguya yazık olduğunu düşünüyorum.
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202111,9bin okunma