Doppler kitabının devamı olan üçleme bir roman aslında bu kitap. İlk kitabı çok sevmeme ve merakla okumama rağmen ikinci kitabını aynı şekilde okuyamadım maalesef ve üçüncü kitabı okumayı düşünmüyorum.
İlk kitap çok heyecan doluydu benim için akıcı geçti ama ikinci kitap çok durağandı. Hayal kırıklıkları ve soru işaretleri fazlasıyla kaldı kafamda bağdaştıramadım ama konusu ilgi çekici beğendim güzeldi benim için.
Doppler adında çok başarılı bir adamın kapitalist dünyadan sıkılması üzerine ormanda yaşamasını, açlığını bastırmak için de öldürdüğü geyiğin yavrusunu kendine arkadaş edinmesiyle başlıyor kitap, açıkçası ben aşırı sorumsuz bir adam olduğunu düşündüm iki çocuğunu ve eşini bırakıp bir anda ormanda yaşaması ancak bu kadar sorumsuzluk olabilir üstelik eşi sonra onu ziyarete gelip hamile olduğunu söylediğinde bile umursamazca davranıyor.
İkinci kitapta ise Oslo'dan Norveç'e geliyor bu kısımlar beni hiç açmadı daha çok ailesi ve arasında ne olacak, geyik (bongo) ile ilişki nasıl gidecek bunları merak etmiştim ama çok başka şeyler okudum..
Beni çok etkilemese de okuduğuma pişman değilim güzeldi.
Polonyalılar 2. Dünya savaşı döneminde sadece Almanlardan değil Sovyetler’den de özellikle Stalin’den büyük zulme uğramıştır. Bundan dolayı 2. Dünya savaşının en talihsiz milletlerinden birisi de Polonyalılardır.