Tayibe GÖKTAN PARMAKSIZ

Tayibe GÖKTAN PARMAKSIZ
Hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan, hem öğretmen her anda da öğrenen bir anne...Hacettepe Üniversitesi sınıf öğretmenliği mezunu...Meraklı...
Anlardan ibaretti hayat. Bir şeylerin yer değiştirdiği, yitirildiği, farkına varıldığı, unutulduğu anlardan ibaret. Diğer sonsuz anlatın belki hiç kıymeti yok. Ama bazı anlar gözle görülecek, elle tutulacak, koklanacak kadar keskin.
Sayfa 71
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Inkâr çok kıymetli bir savunma biçimi. Kendi bütünlüğünü. O bütünlük ne kadar yarım yamalak kırık dökük olsa da, insan hayatta kalabilmek için bir şeylere, iyi bildiği şeylere tutunmak zorunda. Kendi gerçekliği içinde tutarlı kalmalı tutunarak. Bir kez dağılırsa, hakikat parçalanırsa... Tutunmadan yaşayamayan varlıklarız biz. Yer çekimi yokmuş gibi mutlaka bir şeylere tutunmak zorundayız. İnkâr aile geleneğimiz.Tutunduğumuz elimizden gidince inkâr ediyoruz hakikati. Ne kadar inkâr etmek istesek de hakikat çok keskin, tartışılmaz ve yok sayılamaz olabiliyor. Çok acımasız. Ben böyle acımasızlık görmedim. O yüzden inkâr ettim. Bir kalbim olduğunu.
Sayfa 113
Hayat gelir ve geçer. Ağır ve karanlık ve yorucu ve uykusuz ve zalimdir hayat. Umduğunla başına gelenler arasında dünyadan güneşe uzanan yol kadar mesafe vardır. Hep mutlu olmayı ummak kocaman bir aptallıktır. İnsan sadece kendi olmalıdır. Kendi denilen şey neyse o. Sınırları vardır, bir ara çizer insan, yürüdüğü yollar boyunca çizer, tanıdığı insanlara baka baka, yaşadıklarından anladığıyla, aynaya baktığında gördüğüyle çizer insan, birtakım dallara taşlara, çalılara takılır yol boyunca ve her bir çizik yara bereyle kendinin tarifini çizer derisine. Parmak iziyle, gözünü eğişiyle utanırken, başını biri seslendiğinde arkaya doğru çevirisiyle, sevdiği kabak tatlısıyla, sevmediği mor desenle, kocasına göre aldığı şekille, doğurduklarının başka insanlar olduğunu gördükçe, kızdığında söylendikleriyle, susup içine attıkları ve kimselerin bilmediği hisleriyle. Insan sadece kendi olmalıdır.
Sayfa 114
Her çocuk emin olmalı annesinin sevgisinden. Bir tek bu bilgi bile yeter insana ömür boyu ayakta durabilmek için. Bunu bilmeden, hiçbir zaman gerçek bir hayat yaşayamıyor insan, gerçek bir insan olamıyor. Bir ucubelikten başka bir ucubeliğe savruluyor sürekli. Kendini duvardan duvara vurmak gibi. O duvar az mı acıttı, o zaman buna vur ve bedenin paramparça olursa belki, belki o zaman biraz dinebilir içindeki şiddet. Dinebilir mi?
Sayfa 145
Başkaları, sandığımız kişi olmadığımızı hatırlatmak için giriyor hayatlarımıza. Biz kendimizi aşağı yukarı bir şeylerle tanımlarken, onlar bize başka bir yüzümüzü gösteriyor. Kendi gerçeğimizin dışına çıkıp bakıyoruz ve öyle ya da böyle kabul ediyoruz.yeniden tarif edildiğimiz hali.
Sayfa 151