Le Cagot tembel bir sesle, "Evet, iyi bir hayat" dedi. "Ben çok seyahat ettim, dünyayı avcumun içinde çevirdim ve bir şeyi iyice anladım. İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır. Bütün sorun, bu dengenin nasıl sağlanacağı. İnsan bunu belki varlıklarını yükseltip ihtiyaçlarının düzeyine çıkararak yapabilir. Ama bu budalalık olur. Bunu yapmak, arada bir sürü doğa dışı şeyler yapmayı gerektirir. Pazarlık etmek gibi, çalışmak gibi, çabalamak gibi. Öyleyse? Öyleyse akıllı bir adam dengeyi, ihtiyaçlarını azaltarak, yani onları varlıklarının düzeyine indirerek sağlar. Bunu yapmanın da en iyi yolu, bedava olan şeylerin değerini bilmektir. Dağların, kahkahanın, şiirin, bir dostun verdiği şarabın...
Le Cagot tembel bir sesle, "Evet, iyi bir hayat" dedi. "Ben çok seyahat ettim, dünyayı avcumun içinde çevirdim ve bir şeyi iyice anladım. İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır. Bütün sorun, bu dengenin nasıl sağlanacağı. İnsan bunu belki varlıklarını yükseltip ihtiyaçlarının düzeyine çıkararak yapabilir. Ama bu budalalık olur. Bunu yapmak, arada bir sürü doğa dışı şeyler yapmayı gerektirir. Pazarlık etmek gibi, çalışmak gibi, çabalamak gibi. Öyleyse? Öyleyse akıllı bir adam dengeyi, ihtiyaçlarını azaltarak, yani onları varlıklarının düzeyine indirerek sağlar. Bunu yapmanın da en iyi yolu, bedava olan şeylerin değerini bilmektir. Dağların, kahkahanın, şiirin, bir dostun verdiği şarabın...
Sevdiğim eski bir söyleyiş, severim. Daha sahici gelir bana, eski zaman aşklarını, eskide kalmış aşkları hatırlatır. Ne kadar unutulmaya çalışılsa da, izi belli bir yara gibi duran aşklar.
Sevdiğim: dün ve daima. Sevgilim: sadece bugün.
Sevdiğim: eşsiz, tek. Sevgilim: sığ, çok.
Sevdiğim: sevdim sahiden. Sevgilim: Emin değilim.
Önce açtım Lord Creator-Beyond dinledim sonra bu satırları yazmaya başladım. Kitabın bana verdiği en büyük kişisel mesaj: "Hiçbir şey boşuna değildir ve her şeyim bir zamanı vardır." Bir yıl önce alıp da neden şimdi okuduğumu kitap bitince anladım. Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okumuştum öncesinde. Orda bir yerlere dokundu kitap. Ev aramak mı Ev olmak mı sorusunu yanıtladı. Sonrasında okuyacağım kitap Yürümenin Felsefesi 'ydi. Yürümeye karşı ve kitaba karşı iştahımı kabarttı. Yol insanı değiştirir. Başlarkenki senle bitirdiğindeki sen, aynı kişi değilsinizdir. Kitapta bahsi geçen şarkılar, kitaplar, yazarlar, şehirler hepsi genel kültür hazinesine artı puan olarak yazıldı. Şimdi bu kitaba başladığımdaki benle bitirdikten sonraki ben de aynı değilim. Okumak. Ne güzel kelime.