Cevap vermedi. Çatık kaşlarının gölgelediği gözlerini devirip önüne döndü. Hızla ilerlemeye
devam etti. Bir boktan anladıkları yoktu. Başına
gelmeyen bir acıda akıl vermek kolaydı. Bilmediği
bir yaranın tedavisini söylemek basitti. Buradaki hiç kimse onu anlamıyordu. Duvarlar üstine üstüne geliyordu. Boğuluyordu. Ne zaman olduğunu bilmediği bir şekilde bağımlısı olduğu koku olmadan nefes alamıyordu.
Elinden en sevdiği oyuncağı alınan Kepçük değildi, kalbi yerinden sökülen bir Murathan'dı. Görmüyorlardı...