Değerli bir tavsiye, adını çok duyduğum yazarımızın okuduğum ilk kitabının bu kitap olmasını sağladı. Okurken arada bir kendimi yeşilcam filmlerinin ortasında gibi hissetsem de genel olarak akıcı ve keyifli bir okuma verdi bana. Sarah Jio'nun şimdilik okuduğum tek kitabı bu olsa da, ülkemizde bu kadar sevilmesinin nedeninin de bu olabileceğini düşünüyorum, yani biz duygulu (aslında romantik demek istiyorum ama bir çoğu kendini geliştirmekten o kadar aciz ki maalesef sadece duygularını uç noktada yaşıyor diyebiliyoruz ) bir milletiz ve bu da yazarın kitaplarıyla çabuk bağ kurmamıza neden oluyor.
Kitabımız farklı dönemlerde çok farklı yaşamış ve sadece kayıpları kısmen aynı olan iki kadının hikayesini anlatıyor. Aslında ikisine hikaye demekte haksızlık olur, çünkü Claire bir şeylerle mücadele ederken, Vera tam bir yaşam mücadelesi veriyor. Bunun başlıca sebebi Vera'nin büyük buhran yıllarında yaşamaya çalışan bir balıkçı kızıyken , Claire ise saygın bir gazetenin sahibi olan çok saygın bir ailenin muhabir gelini. Vera'nin hikayesine yaşam mücadelesi dememin önemli bir sebebi var. Şöyle ki kendisi yirmili yaşlarının başında anne olmuş ve tek başına kendisine bakabilmek için sadece 3 yaşında olan oğlunu evde bir başına bırakıp işe gittiği bir gece oğlu kaybolmuş , kitabımızda tam burada başlar. Kitabımızda hoşuma giden birçok bölüm vardı, bunlardan bazıları, malum tarihlerde zengin insanların diğer insanlardan çok daha önemli olduğu böyle kokuşmuş sistemlerin eleştirilmesi. Her şeye rağmen böyle sistemlerin merkezinden gelse de içi güzel kalabilen Charles gibi karakterlerin de varlığına inandırması ve hikayesini bulduğu annenin 80 yıl öncede kalmış olmasını aldırmayıp onu hakkettiği saygıyla onurlandırmak isteyen Claire vs vs. Ama benim için en önemlisi çocuğu için yaşayan