Anneciğimin ölümüyle içine düştüğüm yalnızlık, onun hiç katkısı olmayan alanlarda, çalışma alanlarımda tek başıma bırakıyor beni. Bu alanla ilgili saldırıları ( yaralayıcı sözleri), kendimi eskiye göre daha yalnız, daha terkedilmiş olarak çok kötü biçimde okuyamıyorum....
Her yolculukta, onu her düşündüğümde, sonuçta şunu haykırıyorum: Geri dönmek istiyorum! ( geri dönmek istiyorum!) - onun beni beklemek için orada olmadığını bildiğim halde.
Annem öldü, ben kaybolmuş bir çocuğum, mağazanın kasa bölümüne beni almak için artık kimse gelmeyecek.
Terk edilmiş her çocuk mahvolacaktır.
Kırlarda hiç yalnız olmayız, hep bir gürültü olur, alçak sesle bir hayvan bağırır, bir kuş öter ve bu sesler sizi rahatlatır. Yazın kuşlar şarkı söyler, arılar vızıldar ve çiçekler çok güzel kokar, bütün bunlardan yararlanmalıyız.
Diyelim bir tutukevindesiniz de duvarlar dış dünyanın seslerinden hiçbirini içeri koyvermiyor, duygularınız tarafından algılanmasını önlüyor bunların. Böyle bir durumda bile çocukluğunuz, bu harikulade, bu krallara yaraşır zenginlik, bu anımsamaların hazinesi hala sizin içinizde değil midir? Dikkatinizi bu hazineye yöneltiniz. Bu uzak geçmişe gömülmüş heyecanları çekip çıkarınız gün ışığına; böylelikle kişiliğiniz sağlamlaşacak, yalnızlığınız açılıp yayılarak loş bir eve dönüşecek ve başkalarının gürültüsü bu evin uzağından geçip gidecektir...